Sözleşme ihlali nedeniyle açılan maddi tazminat davalarında 'zarar' kavramını ve zararın kapsamını açıklayınız. Özellikle, faiz başlangıcı ve faiz türünün (kanuni, ticari temerrüt faizi) belirlenmesinde dava dilekçesindeki talebin önemini Borçlar Kanunu ve Faiz Kanunu hükümleri ışığında değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62163

Sözleşme ihlali nedeniyle açılan maddi tazminat davalarında zarar, sözleşmenin eksik ifası, hiç ifa edilmemesi veya haksız feshedilmesi gibi sözleşmeye aykırılık hallerinde zarar gören tarafın malvarlığında meydana gelen eksilmeyi ifade eder. Zararın kapsamı, fiili zarar ve yoksun kalınan kârı kapsar. Zarar gören, zararını ve miktarını ispatla yükümlüdür. Eğer miktar tam olarak ispat edilemiyorsa, hakim TBK m.50 uyarınca olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak hakkaniyete uygun belirler. **Faiz Başlangıcı ve Türü:** * **Genel Kural:** Borçlar Kanunu'nda sözleşme ihlallerinde faiz başlangıcı, kural olarak temerrüt tarihidir. Ancak dava dilekçesinde faiz başlangıcı belirtilmemişse, Yargıtay'a göre faize dava tarihi itibarıyla hükmedilir. Dilekçede olaydan sonraki bir tarih belirtilmişse o tarih esas alınır. * **Faiz Türü:** Faiz isteğinin dava dilekçesinde belirtilmesi zorunludur. Türü açıkça belirtilmediği durumlarda kanuni faize hükmedilir (3095 sayılı Faiz Kanunu m.1). Ticari işlerde 'ticari temerrüt faizi' hükmedilebilmesi isteniyorsa, bunun açıkça dilekçede belirtilmesi gereklidir (3095 sayılı Faiz Kanunu m.2/2). Dava dilekçesinde faizin başlangıç tarihi ve türünün açıkça belirtilmesi, mahkemenin faize hükmetmesi ve doğru faiz oranını uygulaması için önemlidir. (TBK m.50, 146; 3095 SK m.1, 2; Metin içi atıflar).