Boşanma davasında 'hukuki yarar' ilkesinin önemini ve anlaşmalı boşanma ile çekişmeli boşanma davaları arasındaki uygulamasını değerlendiriniz. Dava dilekçesinde dava türünün yanlış belirtilmesi veya hiç gösterilmemesi halinde hakimin bu durumu nasıl değerlendirmesi gerektiğini HMK hükümleri ve Yargıtay içtihatları ışığında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62162

Hukuki yarar, dava açma şartlarından biridir ve davacının talep ettiği hukuki korumaya güncel ve hukuken korunmaya değer bir ihtiyacının bulunmasını ifade eder. **Boşanma Davalarında Hukuki Yarar:** * **Anlaşmalı Boşanma:** Tarafların boşanma konusunda anlaşmaları ve protokol sunmaları halinde hukuki yarar mevcuttur. Hakim, tarafların iradesinin serbestçe oluştuğuna kanaat getirmelidir (TMK m.166/3). * **Çekişmeli Boşanma:** Genel veya özel boşanma sebeplerinin varlığı ve ispatı hukuki yararı oluşturur. Davacı taraf, boşanma nedenini göstermeli ve karşı tarafın kusurlu olduğunu ispatlamalıdır. Davacı kendi kusuru daha ağırsa veya karşı tarafın kusuru kanıtlanamazsa, hukuki yarar nedeniyle dava reddedilir (TMK m.166/1). **Dava Türünün Belirlenmesi ve Hakimin Rolü:** Davacı dava dilekçesinde dava türünü yanlış yazsa veya hiç belirtmese bile, hakim HMK m.33 kapsamında doğru hukuki sebebi bulmak ve uygulamakla yükümlüdür. Hakim, HMK m.32 çerçevesinde yargılamayı sevk ve idare ile dava türü tanımlarına ve talep sonucuna göre dava türünü (eda, tespit, inşai, kısmi, belirsiz alacak vb.) doğru belirleyip buna göre yargılamayı sürdürmek zorundadır. Davacının yaptığı isimlendirmeyle bağlı değildir (Yargıtay HGK 2020/907 K.). Bir eda davası açıldığında, hukuki yarar var kabul edilir ve davacının dava açmaktan başka bir yolla alacağına kavuşması mümkün değilse hukuki yararı tartışmasızdır (Yargıtay HGK 2019/853 E.). (TMK m.166; HMK m.32, 33; Yargıtay HGK 2019/853 E., 2020/907 K.).