Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru kararlarının 'objektif niteliğini' ve ulusal yargı mercileri üzerindeki bağlayıcılığını açıklayınız. Bu bağlamda, kamu görevinden çıkarma işlemlerinin iptali davalarında Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının idare mahkemelerince nasıl dikkate alınması gerektiğini tartışınız.
Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru kapsamında verdiği kararların hem 'subjektif' (başvurucunun hakkının ihlal edilip edilmediği) hem de 'objektif' (Anayasa'nın temel hak ve özgürlük hükümlerini yorumlamak ve uygulanmasını gözetmek) olmak üzere iki temel işlevi vardır (AYM İbrahim Er ve Diğerleri Kararı). Anayasa Mahkemesi kararlarının objektif işlevi, genel olarak Anayasa'yı yorumlama ve uygulama şeklinde ortaya çıkarak subjektif işlevine göre ön plandadır. İkincillik ilkesi gereği, temel hak ve özgürlüklerin korunmasında öncelikle kamu makamları ve derece mahkemelerinin rolü bulunmaktadır. **Ulusal Yargı Mercileri Üzerindeki Etkisi:** Anayasa'nın 90/son fıkrası uyarınca usulüne uygun yürürlüğe konulmuş uluslararası anlaşmaların (AİHS gibi) kanun hükmünde olduğu ve anayasaya uygunluğuna itiraz edilemeyeceği belirtilmiştir. AİHM'in AİHS m.46 kapsamındaki 'pilot kararları' (örn. Yalçınkaya Kararı), tespit edilen ihlallerin genel tedbirlerle çözülmesi yükümlülüğünü devlete yükler. Bu durumda, kamu görevinden çıkarma işlemlerinin iptali davalarında idare mahkemeleri ve Danıştay, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarındaki tespitleri (kanunilik, öngörülebilirlik, ölçülülük, adil yargılanma hakkı ihlalleri vb.) dikkate almak zorundadır. Aksi takdirde, aynı ihlallerin tekrar etmesi ve iç hukuk yollarının etkisiz kalması söz konusu olacaktır. (Anayasa m.90; AİHS m.46; AYM İbrahim Er ve Diğerleri Kararı; AİHM Yalçınkaya Kararı; Metin içi atıflar).