Yargıtay ve Danıştay içtihatlarında, Hazine arazisi üzerinde fuzuli şagil (haksız işgalci) tarafından yetiştirilen ürünler veya muhdesatın idarece kaldırılması durumunda idarenin tazminat sorumluluğu nasıl değerlendirilmektedir? Anayasa Mahkemesi'nin 'meşru beklenti' ilkesi açısından bu durumu analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62133

Hazine arazisi üzerinde fuzuli şagil (haksız işgalci) bulunması halinde, ecrimisil ödense dahi bu durum kural olarak işgalci lehine taşınmaz üzerinde doğrudan bir hak doğurmaz (2886 sayılı Kanun m.75). Ancak, Yargıtay ve Danıştay içtihatları, fuzuli şagil konumunda olsa bile, Hazine arazisi üzerinde yetiştirilen ağaçlar, bitkiler veya yapılar (muhdesat) nedeniyle idare tarafından müdahale edilmesi (örneğin kamulaştırmasız el atma veya sökme) durumunda idarenin tazmin sorumluluğunu kabul etmektedir. Özellikle 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 19. maddesinin onuncu fıkrası, başkası adına tapulu taşınmazlarda ağaçların bedelinin zilyedine ödeneceğini düzenler. Yargıtay, bu hükmü kıyasen uygulayarak Hazine arazisi üzerindeki muhdesat için de bedel ödenmesi gerektiğine hükmetmiştir (Yargıtay 5. HD 2014/6321 E., 2014/21931 K.). Danıştay da, fuzuli şagil olmanın tek başına idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, yetiştirilen ürünün davacının mülkiyetinde olduğunun tartışmasız olduğunu belirtmiştir (Danıştay İDDK 28/3/2016, E.2014/1450, K.2016/1083). Anayasa Mahkemesi (AYM) ise bu durumu 'meşru beklenti' kapsamında değerlendirmiştir. Başvurucunun uzun yıllar boyunca ecrimisil ödeyerek taşınmazı kullandığı, idarenin tahliye etmediği ve bitki yetiştirmesine izin verdiği durumlarda, başvurucunun yetiştirdiği muhdesatın bedelinin ödeneceği yönünde 'yasal düzenlemelere ve yerleşik yargı içtihatlarına dayalı' bir meşru beklentisi olduğu kabul edilmiştir. Bu beklentinin ihlal edilmesi, mülkiyet hakkının ihlalini oluşturur. (AYM Cumali Karaşahin Başvurusu; 2886 SK m.75; 2942 SK m.19; Yargıtay 5. HD; Danıştay İDDK).