HMK m.105'te düzenlenen eda davasının temel niteliğini ve bu dava türünün Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer alan diğer dava türleri (tespit davası, belirsiz alacak davası, kısmi dava) ile arasındaki farkları ve geçişkenlikleri Hukuk Genel Kurulu kararları ışığında değerlendiriniz.
Eda davası (HMK m.105), mahkemeden davalının bir şeyi vermeye, yapmaya yahut yapmamaya mahkum edilmesinin talep edildiği dava çeşididir. Eda davası, talep sonucunun doğrudan bir edim içermesiyle tespit davasından (HMK m.106) ayrılır; tespit davası bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığını/yokluğunu belirlemeyi amaçlar. Ancak her eda davası, aynı zamanda içinde tespit talebini de barındırdığından, eda davasında ayrıca bir tespit hükmü kurulmasına gerek yoktur (Yargıtay 3. HD 2018/2068 K.). **Belirsiz Alacak Davası ve Kısmi Dava ile İlişkisi:** Alacak belirli olmasına rağmen belirsiz alacak davası şeklinde açılan dava, hukuki yarar yokluğundan hemen reddedilmez; zira bir alacağın tahsilinde hukuki yarar her zaman vardır (Yargıtay HGK 2020/907 K.). Hakim, davanın kısmi mi yoksa tam eda davası mı olduğunu belirlemek için davacıya süre vermeli ve açıklama istemelidir (HMK m.119/2, 32). HMK m.109/2'nin yürürlükten kaldırılmasıyla belirli alacaklar için de kısmi dava açılması mümkün hale gelmiştir. Hakim, davacının isimlendirmesine bağlı kalmaksızın, talep sonucuna göre dava türünü doğru belirlemekle yükümlüdür (HMK m.32, 33). (HMK m.26, 32, 33, 105, 106, 109, 119/2; Yargıtay HGK 2020/907 K., Yargıtay 3. HD 2018/2068 K.).