Davacı, murisine ait banka hesap ekstrelerinin ve vekaletname örneklerinin kendisine verilmesi talebiyle bir 'eda davası' açmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/816 E., 2019/2725 K. sayılı kararında, bu talebin 'ileride açılabilecek bir eda davasının delillerinin mahkemece önceden toplanmasına' yönelik olduğu ve bu nedenle 'hukuki yarar' dava şartını karşılamadığı belirtilmiştir. Bu kararı, karşı oy yazısındaki 'davacının dava konusu bilgileri elde edebilmeleri için başkaca hukuki yolları da mevcut değildir' argümanı ile karşılaştırarak, 'delil tespiti' kurumu (HMK m. 400 vd.) bağlamında analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #62106

Bu Yargıtay kararı, eda davası ile delil tespiti kurumu arasındaki hassas sınırı göstermektedir. Çoğunluk görüşü, davacının talebini, müstakil bir eda davasının konusu olamayacak, esasen ileride açacağı bir alacak (tazminat) davasına hazırlık niteliğinde bir 'delil toplama' talebi olarak görmüştür. Bu yaklaşıma göre, bir davanın konusunun 'delil elde etmek' olması, hukuki yarar şartını sağlamaz. Delillerin toplanması, açılacak asıl davanın yargılaması sırasında mahkemece yapılacak bir işlemdir. Davacının bu yola başvurmasının altında yatan neden, HMK m. 400 vd. düzenlenen 'delil tespiti' davasının şartlarını (tespit istenen vakıanın ileride ispatının zorlaşacağı veya kaybolacağı tehlikesi) taşımaması olabilir. Karşı oy yazısı ise daha hak eksenli bir yaklaşım sergilemektedir. Karşı oya göre, davacıların 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'ndaki 'müşteri sırrı' engeli nedeniyle bu belgelere başka bir yolla ulaşması mümkün değildir. Mirasçı olarak, murisin hesapları hakkında bilgi edinme hakları vardır ve bu haklarını ancak bir mahkeme kararıyla kullanabilirler. Bu nedenle, talepleri HMK m. 105 kapsamında bir 'yapma' borcuna (belgeleri verme) ilişkin bir eda davasıdır ve bu davayı açmakta hukuki yararları vardır. Çünkü ancak bu belgeleri inceledikten sonra bir tazminat davası açıp açmamaya karar verebileceklerdir. Analiz: Çoğunluk görüşü katı bir usul hukuku yorumu yaparken, karşı oy maddi hukuka (mirasçıların bilgi alma hakkı) ve hak arama özgürlüğüne ağırlık vermektedir. Delil tespiti kurumu, genellikle somut bir vakıanın (örneğin, bir inşaat hatasının) tespiti için kullanılır, belge ibrazı için daha az tercih edilir. Karşı oy'un belirttiği gibi, bankanın sır saklama yükümlülüğü karşısında, mirasçıların bu belgeleri alabilmesi için bir mahkeme kararına ihtiyaç duyması, taleplerinde hukuki yarar olduğunu göstermektedir. Çoğunluk kararının sonucu, hak sahiplerini belirsizlik içinde bırakarak hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı bir etki doğurabilir.