Cumhurbaşkanına hakaret suçuyla korunan hukuki değerin 'Devletin siyasal iktidar yapısı' ve 'Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığı' olduğu kabulü, ifade ve eleştiri özgürlüğünün sınırlarının belirlenmesinde nasıl bir rol oynar?
Bu kabul, ifade ve eleştiri özgürlüğünün sınırlarının, sıradan bir vatandaşa veya kamu görevlisine yönelik hakarete göre daha farklı bir bağlamda değerlendirilmesine yol açar. Suçun mağduru sadece bir kişi değil, aynı zamanda devleti temsil eden bir makam olarak görüldüğünden, makamın saygınlığını ve toplumun devlete olan güvenini sarsıcı nitelikteki ifadeler daha kolay hakaret suçu kapsamına alınabilir. Ancak bu durum, AİHM ve AYM içtihatlarının gerektirdiği 'siyasetçilerin ve kamusal figürlerin daha ağır eleştirilere katlanma yükümlülüğü' ilkesiyle dengelenmelidir. Yargıtay da kararlarında bu dengeyi kurmaya çalışmakta, eleştirinin kişisel onur ve şerefe saldırı boyutuna varmadığı sürece, makamın saygınlığı gerekçesiyle her türlü sert ifadenin cezalandırılamayacağını kabul etmektedir. Yani, korunan hukuki değerin niteliği, eleştiri hakkının sınırlarını daraltma potansiyeli taşısa da, demokratik toplum gerekleri bu daraltmayı sınırlamaktadır.