Boşanma davasında delil elde etmek amacıyla eşinin haberleşme içeriklerini gizlice kaydeden ve bu kayıtları sadece mahkemeye sunan sanık hakkında Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 'hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmaması' gerekçesiyle beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmesi (2020/974 E.), 'kanunu bilmemek mazeret sayılmaz' (TCK m. 4) ilkesiyle nasıl bir ilişki içindedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #61476

Yargıtay'ın bu yaklaşımı, TCK m. 4'te düzenlenen 'kanunu bilmemek mazeret sayılmaz' ilkesiyle ve bu ilkenin tek istisnası olan TCK m. 30/4'teki 'haksızlık yanılgısı' kurumuyla çelişki yaratma potansiyeli taşır. Haksızlık yanılgısı, bir kişinin işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu konusunda 'kaçınılmaz bir hataya' düşmesidir ve son derece dar yorumlanır. Yargıtay'ın 'hukuka aykırılık bilinciyle davranmama' gerekçesi, bu kaçınılmazlık şartını aramadan, failin sübjektif niyetine (delil toplama amacı) dayanarak bir cezasızlık nedeni yaratmaktadır. Bu durum, TCK m. 4'teki genel kuralı, kanunun öngörmediği bir şekilde genişletmek ve 'sadakat yükümlülüğünün ihlali' gibi medeni hukuk kavramlarını, ceza hukukunda bir hukuka uygunluk veya cezasızlık nedeni gibi yorumlamak anlamına geldiği için eleştirilmektedir. Esasen fail, eyleminin hukuka aykırı olduğunu bilmese bile bu durum kural olarak ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.