TCK m. 132 (Haberleşmenin gizliliğini ihlal) ve m. 133 (Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması) suçlarının manevi unsuru nedir? Yargıtay'ın 'hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmama' kriteri, bu suçların manevi unsuruyla nasıl çelişmektedir?
TCK m. 132 ve 133'te düzenlenen suçların manevi unsuru 'genel kast'tır. Failin, bir başkasının haberleşmesini veya aleni olmayan konuşmasını, hukuka aykırı olduğunu bilerek ve isteyerek ihlal etmesi yeterlidir; kanun koyucu failde özel bir amaç veya saik (örneğin ifşa etme, şantaj yapma vb.) aramamıştır. Yargıtay'ın 'hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmama' kriteri, bu genel kast unsurunun dışına çıkarak, faile özgü sübjektif bir değerlendirme getirmekte ve adeta suçun oluşması için failin 'kötü niyetli' olmasını aramaktadır. Bu, kanunda tanımlanmayan bir manevi unsur ihdas etmek anlamına gelir. Bir fiilin hukuka aykırı olduğunu bilerek işlemek (kast), o fiili hukuka aykırı bulup bulmamaktan (hukuka aykırılık bilinci) farklıdır. Yargıtay'ın bu kriteri, kanunun aradığı genel kast unsurunu daraltarak kanunilik ilkesiyle çelişmektedir.