Anayasa Mahkemesi'nin 2018/30296 başvuru numaralı B.Y. kararı ile Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin eşler arası özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarına ilişkin kararları arasında nasıl bir çelişki bulunmaktadır? AYM, Yargıtay'ın hangi gerekçesini yetersiz bulmuştur?
Çelişkinin temeli, Yargıtay'ın 'haksız bir saldırı altında ve başkaca şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde, kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlayıp, boşanma davasına sunma amacı' ile işlenen özel hayatın gizliliğini ihlal fiillerini, 'hukuka aykırı hareket etme bilinciyle davranılmadığı' gerekçesiyle suç saymama eğilimidir. Anayasa Mahkemesi ise B.Y. kararında bu yaklaşımı eleştirmiştir. AYM'ye göre, verilerin sadece boşanma davasında kullanılıp ifşa edilmemiş olması beraat için yeterli bir gerekçe değildir. Mahkemelerin, müdahalenin (casus yazılım yükleme gibi) şeklini, kapsamını, meşru bir amaca hizmet edip etmediğini ve orantılı olup olmadığını değerlendirmesi gerekir. AYM, Yargıtay'ın benimsediği 'eşlerin birbirlerine karşı özel hayat alanı bulunmadığı' sonucuna yol açan yaklaşımın Anayasal güvencelere aykırı olduğunu ve etkili bir yargısal denetim yapılmadığını belirterek kişisel verilerin korunması hakkının (Anayasa m. 20) ihlal edildiğine karar vermiştir.