Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 'hukuka aykırılık bilinciyle davranmama' kriterini özel hayata karşı suçlarda, özellikle eşler arasında bir beraat nedeni olarak kullanması, TCK m. 30'da düzenlenen 'hata' hallerinden hangisiyle ilişkilendirilebilir ve bu yaklaşımın eleştirilen yönleri nelerdir?
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin, boşanma davasına delil elde etme amacıyla eşinin haberleşmesini gizlice kaydeden sanık için kullandığı 'hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmaması' ifadesi, en yakın ihtimalle TCK m. 30/4'te düzenlenen 'haksızlık yanılgısı' (hukuki hata) ile ilişkilendirilebilir. Ancak bu yaklaşım ciddi şekilde eleştirilmektedir. Çünkü haksızlık yanılgısının kabulü için, failin işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda 'kaçınılmaz bir hataya' düşmüş olması gerekir. Modern bir hukuk düzeninde, bir başkasının telefonuna casus yazılım yüklemenin veya gizlice ses kaydı yapmanın haksızlık teşkil ettiğini bilmemek 'kaçınılmaz bir hata' olarak kabul edilemez. Eleştirilen diğer bir yönü ise, Yargıtay'ın bu kararıyla kanunda olmayan bir 'özel kast/saik' (delil elde etme amacı) veya 'suçluluk unsuru' (hukuka aykırılık bilinci) ihdas ederek 'kanunilik' ilkesini (TCK m. 2) ihlal etmesidir. Anayasa Mahkemesi de B.Y. kararında (2018/30296) bu tür gerekçelerle verilen beraat kararlarının özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğini belirtmiştir.