Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2014/6795 K. sayılı kararında, mahkemenin kesinleşmiş bir hükme, hakkında karar vermeyi unuttuğu bir asli müdahilin talebinin reddine ilişkin bir hükmü 'tavzih' yoluyla eklemesi neden hukuka aykırı bulunmuştur? Bu durum, HMK'da düzenlenen 'tavzih', 'tashih' ve 'hükmün tamamlanması' kurumlarından hangisinin kapsamına girebilirdi ve bu yolun kullanılabilmesi için hangi süresel koşulun sağlanması gerekirdi?
Mahkemenin bu işlemi, HMK'nın kanun yolları ve hükmün değiştirilmezliği ilkelerine temelden aykırıdır. Hukuka aykırı bulunmasının nedenleri şunlardır: 1. Tavzihin Kapsamını Aşması: Yargıtay'ın da belirttiği gibi, HMK m. 305/2 uyarınca 'hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.' Bir müdahale talebinin reddi, davanın taraflarından birinin usuli statüsünü ve haklarını doğrudan etkileyen, esasa ilişkin bir karardır. Mevcut hükümde olmayan böyle bir kararın sonradan 'tavzih' adı altında hükme eklenmesi, hükmü esastan değiştirmek ve genişletmektir. Bu, tavzihin amacıyla bağdaşmaz. 2. Doğru Hukuki Yolun Seçilmemesi: Mahkemenin, hakkında karar vermeyi unuttuğu bir talep (asli müdahale talebi de karara bağlanması gereken bir taleptir) için başvurulması gereken yol 'tavzih' değil, HMK m. 305/A'da düzenlenen 'hükmün tamamlanması'dır. Hükmün tamamlanması, nihai kararda esası hakkında karar verilmeyen taleplerin, ek bir kararla hükme bağlanmasını sağlar. 3. Süresel Koşulun İhlali: Hükmün tamamlanması yoluna başvurulabilmesi için kritik bir süre şartı vardır. HMK m. 305/A, bu talebin 'nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde' yapılması gerektiğini öngörür. Somut olayda, hüküm kesinleştiğine göre bu bir aylık hak düşürücü süre de geçmiş durumdadır. Dolayısıyla, süresi geçtikten sonra hükmün tamamlanması da istenemezdi. 4. Usuli Eksiklik: Kararda ayrıca belirtildiği gibi, mahkeme bu kararı verirken HMK m. 306'daki tavzih usulüne (taraflara tebligat vb.) dahi uymamıştır. Sonuç olarak, mahkemenin eylemi, hem yanlış hukuki kurumu (tavzih) kullanarak hem de bu kurumun usul ve amaçlarına aykırı hareket ederek, kesinleşmiş bir hükme hukuka aykırı bir şekilde müdahale etmesidir. Bu nedenle Yargıtay tarafından bozulması yerindedir.