5271 sayılı CMK'nın 289. maddesinde sayılan 'hukuka kesin aykırılık' hallerinin, 294. maddede öngörülen 'temyiz sebebi gösterme zorunluluğu' karşısındaki konumu nedir? Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2018/2839 K. sayılı kararındaki karşı oyda belirtildiği gibi, temyiz dilekçesinde hiçbir sebep gösterilmese dahi, Yargıtay'ın CMK m. 289'daki halleri re'sen inceleme yükümlülüğü var mıdır? Yoksa çoğunluk görüşü gibi, m. 289'un incelenebilmesi için usulüne uygun (sebepli) bir temyiz davasının açılmış olması ön koşul mudur? Bu iki görüşün, temyiz denetiminin kamusal niteliği ve taraf iradesine bağlılığı ilkeleri açısından farklarını analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #61395

Bu soru, temyiz denetiminin doğasına ilişkin temel bir hukuki tartışmayı içermektedir. İki zıt görüş şu şekildedir: 1. Çoğunluk Görüşü (Taraf İradesine Bağlılık): Bu görüşe göre, CMK m. 294 ve 298, istinaf sonrası temyiz sisteminin temelini oluşturur. Kanun koyucu, re'sen temyiz ilkesini terk etmiş ve temyiz davasının sınırlarının taraflarca çizilmesini istemiştir. Usulüne uygun açılmış bir temyiz davası, 'temyiz sebebi' içeren bir dilekçe ile başlar. Eğer dilekçede hiçbir sebep yoksa, ortada hukuken geçerli bir 'temyiz davası' yoktur. CMK m. 289'daki kesin hukuka aykırılık hallerinin re'sen incelenmesi ise, ancak ve ancak geçerli bir temyiz davası açıldıktan sonra, Yargıtay'ın incelemesini dilekçedeki sebeplerle sınırlamamasını sağlayan bir 'istisna'dır. Ön koşul olan geçerli dava açılmadıkça, bu istisnanın uygulanması aşamasına geçilemez. Bu görüş, temyiz denetimini büyük ölçüde taraf iradesine ve usuli yükümlülüklere bağlar. 2. Karşı Oy Görüşü (Kamusal Nitelik): Karşı oyda savunulan bu görüşe göre, CMK m. 289'da sayılan hukuka aykırılıklar (mahkemenin yasal olmaması, savunma hakkının kısıtlanması, hukuka aykırı delile dayanma vb.) o kadar temel ve vahim hatalardır ki, bunların denetimi taraf iradesine bırakılamaz. Bunlar, adil yargılanmanın ve kamu düzeninin özüne ilişkindir. CMK m. 289'un başındaki 'Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da' ifadesi, bu denetimin sebepten bağımsız, re'sen yapılması gereken kamusal bir görev olduğunu gösterir. Temyiz iradesinin süresinde beyan edilmesi, Yargıtay'ın bu kamusal denetim görevini yerine getirmesi için yeterli bir tetikleyicidir. Bu görüş, temyiz denetiminin sadece taraflara hizmet eden bir yol değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğünü ve yargılamanın asgari standartlarını koruyan kamusal bir mekanizma olduğunu vurgular. Analiz: Çoğunluk görüşü, kanunun lafzına ve yeni sistemin 'sebebe bağlılık' ruhuna daha sadık görünmektedir. Ancak karşı oy, adalet ve hakkaniyet açısından daha güçlü argümanlara sahiptir. Özellikle bir avukatın usuli bir hatası veya ihmali nedeniyle, savunma hakkının kısıtlandığı veya hukuka aykırı delille mahkumiyet verilen bir kararın denetlenmeden kesinleşmesi, adalet duygusunu zedeler. Karşı oy, CMK m. 289'u, m. 294'ün bir istisnası olarak değil, ondan bağımsız ve her halükarda uygulanması gereken bir 'güvenlik supabı' olarak görmektedir.