Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2016/1533 K. sayılı kararının gerekçesinde alıntılanan Adalet Komisyonu Raporu'nda, CMK m. 23'e eklenen 3. fıkranın amacı, 'önceki yargılamada görev yapan hakimin daha sonra yargılamanın yenilenmesi sürecinde görev yapması önlenerek hakimin tarafsızlığı bu yönüyle sağlanmak istenmiş' şeklinde açıklanmıştır. Bu 'amaçsal' (teleolojik) yorum, kanun metnindeki 'yargılamanın yenilenmesi halinde' ifadesinin lafzi (sözel) yorumunun önüne geçebilir mi? Hukukta lafzi yorum ile amaçsal yorum arasındaki ilişki ve çatışma durumunda hangisine üstünlük tanınması gerektiği ilkesini bu örnek üzerinden tartışınız.
Bu örnek, hukukta lafzi (sözel) yorum ile amaçsal (gai/teleolojik) yorum arasındaki klasik gerilimi göstermektedir. Lafzi yorum, kanun metnindeki kelimelerin sözlük anlamına ve gramer yapısına sıkı sıkıya bağlı kalmayı ifade eder. Bu yoruma göre, CMK m. 23/3'teki 'yargılamanın yenilenmesi halinde' ifadesi, ancak yargılamanın yenilenmesine karar verildikten sonraki aşamayı, yani duruşma aşamasını kapsar. Amaçsal yorum ise, kanun metninin lafzının ötesine geçerek, kanun koyucunun o hükmü koyarken güttüğü amacı, korumak istediği hukuki değeri ve ulaşmak istediği sonucu anlamaya çalışır. Yargıtay 14. CD'nin kararında benimsediği ve Adalet Komisyonu Raporu ile desteklediği yorum, amaçsal bir yorumdur. Rapor, fıkranın eklenme amacının, daha önce kanaatini belirtmiş olan hakimin 'yargılamanın yenilenmesi sürecinde' görev yapmasını engelleyerek 'hakimin tarafsızlığını' sağlamak olduğunu belirtmektedir. Buradaki 'süreç' kelimesi, sadece duruşma aşamasını değil, talebin incelendiği ilk andan itibaren tüm aşamaları kapsar. Hukukta yorum yöntemleri arasında bir hiyerarşi olmamakla birlikte, modern hukuk anlayışı, lafzın aşılamayacak bir sınır olması kaydıyla, amaçsal yoruma üstünlük tanıma eğilimindedir. Eğer lafzi yorum, kanun koyucunun açıkça belli olan amacıyla (ratio legis) ve düzenlemenin ruhuyla çelişiyorsa, amaçsal yorum tercih edilmelidir. Somut olayda, 'halinde' kelimesinin dar lafzi yorumu, kanun koyucunun 'hakimin tarafsızlığını sağlama' amacını zedeler ve anlamsız kılardı. Çünkü asıl tarafsızlık şüphesi, daha önce hüküm kurmuş bir hakimin, o hükmü sarsacak delilleri değerlendirdiği ilk aşamada ortaya çıkar. Yargıtay, lafzın izin verdiği ölçüde kalarak (çünkü süreç de bir 'hal'dir), kanun koyucunun asıl amacını ve adil yargılanma hakkı gibi üstün bir hukuki değeri korumayı tercih etmiş ve amaçsal yorumu lafzi yorumun önüne geçirmiştir. Bu, hukukun yaşayan ve amaçlarına hizmet eden bir araç olarak görülmesinin bir sonucudur.