Bir tacir, yurt dışındaki bir şirkete mal satmış ve bu satıştan elde ettiği ihracat cirosu bulunmaktadır. Rekabet Kurulu, bu tacirin 4054 sayılı Kanun'u ihlal ettiğine karar vererek idari para cezası uygularken, cezanın matrahına (hesaplanmasına temel alınan ciro) bu ihracat cirosunu da dahil etmiştir. Başvurucu, aynı ihlali yapan diğer teşebbüslerin ihracat ciroları dikkate alınmazken kendisininkinin alınmasının ayrımcılık yasağını ihlal ettiğini iddia etmiştir. AYM, Ford Otomotiv kararında bu iddiayı neden reddetmiştir? Rekabet hukukunda idari para cezalarının hesaplanmasında 'ilgili pazar' kavramının rolü ve 'ciro' tanımının bu bağlamdaki önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #61389

AYM, Ford Otomotiv kararında (§ 132-141) bu iddiayı reddetmiştir çünkü ayrımcılık yasağının ihlalinden söz edebilmek için öncelikle 'benzer hukuki durumda olan kişilere farklı muamelede bulunulması' gerekir. AYM, somut olayda böyle bir farklı muamelenin bulunmadığına kanaat getirmiştir. Bunun temel nedeni, rekabet hukukunda idari para cezalarının hesaplanma yöntemidir. 4054 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikler uyarınca idari para cezası, teşebbüsün ihlalin gerçekleştiği mali yılın sonundaki 'yıllık gayri safi gelirlerinin' (cirosunun) belli bir oranına kadar verilir. Kanun, cironun hesaplanmasında 'yurt içi ciro' veya 'yurt dışı ciro' gibi bir ayrım yapmamıştır. Dolayısıyla, kural olarak teşebbüsün toplam cirosu dikkate alınır. Başvurucunun iddiasının aksine, Rekabet Kurulu'nun yerleşik uygulamasında, ihlalden etkilenen pazar Türkiye'de olsa bile, ceza matrahı hesaplanırken teşebbüsün toplam (yurt içi + yurt dışı) cirosu esas alınmaktadır. 'İlgili pazar' kavramı, ihlalin varlığının tespitinde (örn. bir anlaşmanın rekabeti kısıtlayıp kısıtlamadığı veya bir teşebbüsün hakim durumda olup olmadığı belirlenirken) önemlidir. Ancak ceza hesaplaması aşamasına gelindiğinde, kanun 'ilgili pazardaki ciro' üzerinden değil, teşebbüsün 'toplam cirosu' üzerinden bir üst sınır belirlemiştir. Bu, cezanın caydırıcılığını sağlamak ve teşebbüsün ekonomik gücüyle orantılı bir yaptırım uygulamak amacını taşır. AYM, başvurucunun, diğer teşebbüslerin ihracat cirolarının dikkate alınmadığına dair iddiasını somut olarak kanıtlayamadığını ve Kurul'un herkese aynı metodolojiyi uyguladığını varsayarak, benzer durumda olanlara farklı bir muamele yapılmadığı sonucuna varmıştır. Dolayısıyla, ayrımcılık yasağı ihlali iddiası dayanaktan yoksun bulunmuştur.