5199 sayılı Kanun m. 28/A'da düzenlenen 'hayvan dövüştürmek' suçu, iştirak halinde işlenen bir suç mudur, yoksa her bir katılımcı ayrı ayrı mı fail olarak cezalandırılır? Hayvanlarını dövüştüren iki malikin yanı sıra, bu eylemi organize eden, yer temin eden ve bahis oynayarak izleyen kişilerin cezai sorumluluklarını TCK'daki iştirak (şeriklik) hükümleri (m. 37-40) çerçevesinde ayrı ayrı tahlil ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #61387

'Hayvan dövüştürmek' suçu, doğası gereği genellikle birden fazla kişinin katılımıyla işlenir. Bu suçun hukuki niteliği, 'karşılaşma suçu' (çok failli suç) değildir; yani suçun oluşması için birden fazla failin varlığı zorunlu değildir. Bir kişinin kendi hayvanını başka bir hayvanla dövüştürmesi de teorik olarak mümkündür. Dolayısıyla, bu suça katılanların sorumluluğu TCK'nın genel iştirak hükümlerine göre belirlenir: 1. Hayvanlarını Dövüştüren Malikler: Suçun tanımındaki fiili birlikte gerçekleştirdikleri için TCK m. 37/1 uyarınca 'müşterek fail' olarak sorumlu tutulurlar. Her ikisi de suçun kanuni tanımındaki fiil üzerinde ortak bir hakimiyet kurmuşlardır. 2. Organize Eden ve Yer Temin Eden Kişi: Bu kişiler, hayvanları dövüştürme fiilini bizzat gerçekleştirmeseler de, suçun işlenmesine zemin hazırlayarak ve karar alınmasını kolaylaştırarak önemli bir katkıda bulunurlar. Eylemlerinin niteliğine göre, eğer suçun işlenişi üzerinde ortak hakimiyetleri varsa 'müşterek fail' (TCK m. 37), suçun işlenmesine karar vermelerini sağlamışlarsa 'azmettiren' (TCK m. 38) olarak sorumlu olabilirler. 3. Bahis Oynayarak İzleyen Kişiler: Bu kişilerin durumu daha tartışmalıdır. Sadece izleyici olmak ve bahis oynamak, suçun icrasına doğrudan bir katkı sağlamıyorsa, iştirak iradesinin varlığını ispatlamak zor olabilir. Ancak, bu kişilerin varlığının ve bahis oynamalarının, failleri suçu işlemeye teşvik ettiği, onlara manevi destek sağladığı ve eylemin bir 'gösteri' havasında gerçekleşmesine neden olduğu ispatlanırsa, 'yardım etme' (TCK m. 39) kapsamında sorumlu tutulmaları mümkündür. Özellikle, bu tür bir kalabalığın varlığının failleri cesaretlendirdiği ve suç işleme kararını kuvvetlendirdiği durumlarda, manevi yardım etmeden sorumlulukları doğabilir. Her bir kişinin durumu, somut olayın koşullarına ve suçun işlenmesine yaptıkları katkının niteliğine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.