Bir ticari satış sözleşmesinde, davalı işletmecinin sözleşmeyi ihlal etmesi halinde, hem belirli bir miktar cezai şart ödeyeceği hem de davacı şirketin 'kâr kaybı da dahil olmak üzere uğradığı her türlü zararını' ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Bu tür bir hükmün hukuki niteliği nedir? Bu hüküm, TBK m. 180'de düzenlenen 'cezayı aşan zararın istenmesi' (munzam zarar) kuralı ile nasıl bir ilişki içindedir? Bu sözleşme hükmü, alacaklının ispat yükünü nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #61385

Bu tür bir hüküm, bir 'ifaya eklenen cezai şart' ile 'cezayı aşan zararın tazmini' taahhüdünün birleşiminden oluşur. Hukuki niteliği karma bir yapıdadır. 1. Cezai Şart Kısmı: Sözleşmedeki '16.000 USD cezai şart' hükmü, TBK m. 179/2 anlamında bir ifaya eklenen cezai şarttır. Bu miktar için alacaklının (davacı şirket), zarara uğradığını veya zararının miktarını ispat etmesine gerek yoktur. Sadece davalının sözleşmeyi ihlal ettiğini ispatlaması, bu cezayı talep edebilmesi için yeterlidir. 2. Aşan Zarar (Kâr Kaybı) Kısmı: Sözleşmedeki '...kâr kaybı da dahil olmak üzere uğradığı her türlü zararını... ödemeyi kabul ettiği' ifadesi, TBK m. 180'de düzenlenen munzam (aşan) zararın talep edilebilmesi hakkının sözleşmeyle pekiştirilmesidir. Normalde TBK m. 180 uyarınca alacaklı, uğradığı zararın cezai şarttan fazla olduğunu ispatlayarak aşan kısmı talep edebilir. Bu sözleşme hükmü, bu hakkı açıkça teyit etmektedir. Bu hükmün alacaklının ispat yüküne etkisi şöyledir: - Cezai şart (16.000 USD) için ispat yükü yoktur (sadece ihlalin ispatı yeterli). Bu miktar, davacının minimum tazminatını garanti altına alır. - Kâr kaybı ve diğer zararlar için ise davacı, bu zararların varlığını, miktarını ve davalının ihlali ile aralarındaki illiyet bağını somut delillerle (ticari defterler, uzman bilirkişi raporları vb.) ispat etmekle yükümlüdür. Sözleşmedeki bu hüküm, davacıyı aşan zararı ispat külfetinden kurtarmaz. Sadece, bu tür bir zararın talep edilebileceğini baştan kararlaştırarak olası hukuki tartışmaları önlemeye yarar. Yani, davacı hem sabit miktarlı cezai şartı hem de ispatlamak kaydıyla bunu aşan fiili zararını (kâr kaybı dahil) talep edebilir. Bu durum, HGK-K.2021/984 sayılı karara konu olan sözleşmedeki düzenlemeye benzemektedir.