5275 sayılı İnfaz Kanunu m. 110/9-c, 'Adlî para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilenler' hakkında, hafta sonu veya gece infazı gibi özel infaz usullerinin (m. 110/1) uygulanamayacağını açıkça belirtmektedir. Ancak aynı fıkra, konutta infazı düzenleyen m. 110/2, m. 110/3 ve m. 110/4'ü bu yasağın dışında tutmamaktadır. Yargıtay 4. ve 8. Ceza Dairelerinin, adli para cezasından çevrilen hapsin konutta çektirilebileceğine dair kararlarının (ör. 2009/12657 K.) yasal dayanağı bu sistematik olabilir mi? Kanun koyucunun m. 110/9'daki bu ayrımının (1. fıkrayı yasaklayıp diğerlerini serbest bırakmasının) rasyoneli ne olabilir?
Evet, Yargıtay 4. ve 8. Ceza Dairelerinin bu yöndeki kararlarının temel yasal dayanağı, İnfaz Kanunu m. 110/9'un sistematiğidir. 2012 yılında yapılan değişiklikle maddeye eklenen 9. fıkra, hangi hükümlülerin özel infaz usullerinden yararlanamayacağını saymaktadır. Bu fıkranın (c) bendi, 'Adlî para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilenler' hakkında özel infaz usullerinin uygulanamayacağını belirtir. Ancak, 9. fıkranın giriş cümlesi çok önemlidir: 'Üçüncü ve dördüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri...' diyerek, ağır hastalık/engellilik (m. 110/3) ve yeni doğum yapmış kadınlar (m. 110/4) için öngörülen konutta infaz hallerini bu yasak kapsamının tamamen dışında tutmuştur. Fıkra, diğer yasaklı gruplar için (terör suçluları vb.) m. 110'un tamamına bir yasak getirirken, adli para cezasından çevrilen hapisler için sadece belirli bentlere yasak getirmiş gibi bir ayrım yapmamıştır. Ancak Yargıtay'ın daha eski tarihli kararları (soru metnindeki 2009 ve 2007 tarihli kararlar), bu 9. fıkra yürürlüğe girmeden önceki duruma ilişkindir. O dönemde Yargıtay, kanunda açık bir yasak olmadığı için lehe yorum yaparak konutta infaza izin veriyordu. Mevcut düzenleme (m. 110/9), 2012'de getirilmiştir. Bu düzenlemeye göre, adli para cezasından çevrilen hapis cezaları için konutta infaz (m. 110/2), hafta sonu ve gece infazı (m. 110/1) artık mümkün değildir. Sadece m. 110/3 (ağır hastalık) ve m. 110/4 (doğum) kapsamındaki istisnai konutta infaz halleri bu yasağın dışındadır. Kanun koyucunun bu ayrımı yapmasındaki rasyonel, adli para cezasından çevrilen hapsin bir 'tazyik hapsi' niteliği taşıdığı ve amacının borcun ödenmesini teşvik etmek olduğu düşüncesidir. Hafta sonu, gece veya genel konutta infaz gibi usullerin bu caydırıcı etkiyi zayıflatacağı düşünülmüş olabilir. Buna karşılık, ağır hasta, engelli veya yeni doğum yapmış bir kadının durumu, bu mali caydırıcılık amacından daha üstün bir insani mülahaza olarak görülmüş ve bu özel durumlar için konutta infaz imkanı korunmuştur.