Bir tacir, ticari bir sözleşmede fahiş nitelikte bir cezai şartı kabul etmiştir. TTK m. 22 gereği, kural olarak bu cezanın indirilmesini talep edemez. Ancak HGK-K.2021/984 kararına göre, bu cezanın tacirin 'iktisaden mahvına' yol açması halinde, ahlaka aykırılık nedeniyle iptali veya tenkisi mümkündür. Cezai şartın taahhüt edildiği tarihte tacir olmayan, ancak borç muaccel olduğunda tacir sıfatını kazanan bir borçlu, TBK m. 182 uyarınca indirim talep edebilir mi? Ya da tam tersi, cezayı taahhüt ettiğinde tacir olan ancak sonradan bu sıfatını kaybeden bir borçlu indirim talep edebilir mi? Bu konudaki belirleyici an hangisidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #61375

TTK m. 22'deki tacirler aleyhine olan cezai şartın indirilmesi yasağının uygulanabilmesi için belirleyici an, borcun veya cezai şartın muaccel olduğu an değil, 'cezai şartın taahhüt edildiği' andır. Bu ilke, Y3HD-K.2020/2033 sayılı kararın gerekçesinde atıf yapılan doktrin görüşlerinde (Doğanay) açıkça belirtilmiştir. Bu ilkeye göre durumlar şu şekilde analiz edilebilir: 1. Cezai Şartı Taahhüt Ettiğinde Tacir Olmayan, Sonra Tacir Olan Borçlu: Borçlu, cezai şartı içeren sözleşmeyi imzaladığı sırada tacir değilse, o anda TTK m. 22'nin koruma alanı dışındadır ve TBK'nın genel hükümlerine tabidir. Sonradan tacir sıfatını kazanması, sözleşmenin kurulduğu andaki hukuki statüsünü değiştirmez. Dolayısıyla, bu borçlu, TBK m. 182/son fıkrası uyarınca, kararlaştırılan cezanın fahiş olduğu iddiasıyla mahkemeden indirim (tenkis) talep etme hakkına sahiptir. 2. Cezai Şartı Taahhüt Ettiğinde Tacir Olan, Sonra Bu Sıfatı Kaybeden Borçlu: Borçlu, cezai şartı ticari işletmesiyle ilgili olarak taahhüt ettiği sırada tacir ise, TTK m. 22'nin getirdiği kısıtlamaya tabidir. Sözleşme kurulduktan sonra tacir sıfatını kaybetmesi (örneğin, işletmesini devretmesi veya kapatması), sözleşmenin kurulduğu andaki hukuki durumu etkilemez. Dolayısıyla, bu borçlu, kural olarak cezai şartın indirilmesini talep edemez. Ancak, HGK-K.2021/984 kararında belirtilen 'iktisaden mahvolma' durumu söz konusu ise, ahlaka aykırılık temelinde bir iptal veya indirim talebinde bulunabilir. Sonuç olarak, TTK m. 22'nin uygulanıp uygulanmayacağını belirleyen an, sözleşmenin kurulduğu ve cezai şartın taahhüt edildiği andaki borçlunun hukuki sıfatıdır.