Bir sözleşmede gecikme cezası olarak kararlaştırılan cezai şart, TBK m. 118'de düzenlenen 'gecikme tazminatı' ile nasıl bir ilişki içindedir? Alacaklı, hem ifaya ekli cezai şartı hem de bu cezayı aşan bir gecikme zararı varsa bunu talep edebilir mi? Bu durumda ispat yükü nasıl dağılır?
İfaya eklenen cezai şart (gecikme cezası) ile gecikme tazminatı (TBK m. 118) birbiriyle ilişkili ancak farklı hukuki kurumlardır. Cezai Şart: Borcun ihlali halinde ödenmesi gereken, önceden kararlaştırılmış kesin miktarlı (maktu) bir tazminattır. Alacaklının, cezai şartı talep edebilmek için bir zarara uğradığını veya zararın miktarını ispat etmesi gerekmez. Sadece borçlunun temerrüde düştüğünü ispatlaması yeterlidir. Cezai şartın temel amaçlarından biri, bu ispat külfetinden kurtulmaktır. Gecikme Tazminatı: Borçlunun temerrüdü nedeniyle alacaklının uğradığı fiili zararı karşılamayı amaçlayan bir müessesedir. Alacaklı, gecikme tazminatı talep edebilmek için hem bir zarara uğradığını hem de bu zararın miktarını ve borçlunun temerrüdü ile zarar arasındaki illiyet bağını ispat etmekle yükümlüdür. İlişkileri: TBK m. 180/1'e göre, 'Alacaklı, uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarından fazla olsa bile, borçlu kendisine kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bu zararı isteyemez'. Bu hükümden hareketle: 1. Alacaklının zararı yoksa veya zararı kararlaştırılan cezadan az ise, alacaklı sadece cezai şartı talep edebilir. Zararını ispatlamasına gerek yoktur. 2. Alacaklının uğradığı fiili zarar, kararlaştırılan cezai şart miktarını aşıyorsa, alacaklı hem cezai şartı hem de onu aşan (munzam) zararını talep edebilir. Ancak, aşan kısmı talep edebilmek için, bu aşan zararın miktarını ve varlığını ispat etmekle yükümlüdür. Bu durumda ispat yükü şu şekilde dağılır: Cezai şart için alacaklı sadece borçlunun temerrüdünü ispatlar. Cezayı aşan zarar için ise alacaklı, zararın varlığını ve miktarını ispatlar. Borçlu ise, hem cezai şarttan hem de aşan zarardan kurtulmak için temerrüde düşmekte kusurlu olmadığını ispat etmek zorundadır (TBK m. 119).