4054 sayılı Kanun m. 15'e göre yapılan yerinde incelemenin Anayasa m. 21'e aykırı olduğu AYM tarafından tespit edilmiştir. Bu anayasaya aykırılık tespiti ışığında, böyle bir inceleme sırasında elde edilen delillerin hukuki statüsünü, Anayasa m. 38/6 ('Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez') ve 'zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir' ilkesi çerçevesinde tartışınız. Anayasaya aykırı bir kanun hükmüne dayanılarak elde edilen deliller, bir idari para cezasının dayanağı olabilir mi? AYM'nin Ford Otomotiv kararında bu konuyu neden incelemediğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #61370

AYM'nin 4054 sayılı Kanun m. 15'i Anayasa m. 21'e aykırı bulması, bu hükme dayanılarak yapılan yerinde incelemelerde elde edilen delillerin hukuki statüsünü son derece tartışmalı hale getirmiştir. Anayasa m. 38/6'da yer alan 'delil yasakları' ve bu yasağın bir uzantısı olan 'zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir' ilkesi, hukuka aykırı bir yöntemle elde edilen bir delilin ve bu delil vasıtasıyla ulaşılan diğer delillerin yargılamada kullanılamayacağını öngörür. Kural olarak bu ilke ceza yargılaması için düzenlenmiş olsa da, Anayasa Mahkemesi ve doktrin, temel hak ve hürriyetleri ihlal eden bir yolla elde edilen delillerin, idari yaptırımlar da dahil olmak üzere hukukun diğer alanlarında da kullanılamayacağını kabul etmektedir. Anayasaya aykırı bir kanun hükmü, hukuka uygun bir delil elde etme yöntemi olarak kabul edilemez. Bir kanun hükmünün bizatihi Anayasa'ya aykırı olması, o hükme dayanılarak yapılan tüm işlemlerin 'hukuka aykırılıkla' malul olmasına neden olur. Dolayısıyla, Anayasa m. 21'deki hakim kararı gibi temel bir güvenceyi ihlal eden bir kanun hükmüne dayanılarak elde edilen belgelerin, 'hukuka aykırı delil' niteliği taşıdığı ve bir idari para cezasının dayanağı olamayacağı güçlü bir şekilde savunulabilir. AYM'nin Ford Otomotiv kararında bu konuyu incelememesinin sebebi, bireysel başvurunun kapsamıyla ilgilidir. Kararın § 117. paragrafında belirtildiği üzere, başvurucu, delillerin 'hukuka aykırı olarak elde edildiğini ve yargılamada kullanılmasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini' ileri sürmemiştir. Başvurucunun şikayeti, elde edilen delillerin 'isnat edilen fiilin işlendiğini ispatlamaya yeterli olmadığı' ile sınırlı kalmıştır. Bireysel başvuru, taleple bağlılık ilkesine tabi olduğundan, AYM, başvurucu tarafından ileri sürülmeyen bir ihlal iddiasını re'sen inceleyemez. Bu nedenle, delillerin hukuka aykırılığı meselesi bu kararda bir inceleme konusu yapılmamıştır.