5271 sayılı CMK m. 293/1, 'Süresi içinde yapılan temyiz başvurusu, hükmün kesinleşmesini engeller' derken, m. 294/1 'Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır' ve m. 298/1 ise 'temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa, temyiz istemini reddeder' demektedir. Yargıtay 16. ve 20. Ceza Dairelerinin sunduğunuz kararlarındaki çoğunluk ve karşı oy görüşlerini dikkate alarak, sadece 'hükmü usul ve yasaya aykırı bulduğumdan temyiz ediyorum' şeklinde bir ifade içeren temyiz dilekçesinin hukuki akıbetini tartışınız. Çoğunluk görüşünün 'sebep yokluğu' nedeniyle reddi yaklaşımı ile karşı oylardaki 'en azından mutlak hukuka aykırılık hallerinin (CMK m. 289) incelenmesi gerektiği' ve 'usul ve yasaya aykırılık beyanının kendisinin bir sebep olduğu' argümanlarını, adil yargılanma ve mahkemeye erişim hakları bağlamında karşılaştırınız.
Bu konu, istinaf sonrası Yargıtay uygulamasında önemli bir tartışma alanıdır. Çoğunluk Görüşü (Y16CD-K.2018/1628, Y20CD-K.2018/2839): Bu görüş, CMK m. 294 ve 298'in lafzına sıkı sıkıya bağlıdır. Kanun koyucunun, re'sen temyizden vazgeçerek, temyiz davasının sınırlarının başvuran tarafından çizilmesini istediğini savunur. 'Usul ve yasaya aykırı' gibi genel ve soyut ifadelerin, hükmün 'neden dolayı' bozulmasının istendiğini somut olarak göstermediğini, dolayısıyla kanunun aradığı 'temyiz sebebi' şartını karşılamadığını kabul eder. Bu yaklaşıma göre, sebep içermeyen bir dilekçe usulüne uygun açılmış bir temyiz davası oluşturmaz ve bu nedenle CMK m. 289'daki mutlak hukuka aykırılık hallerinin re'sen incelenmesi aşamasına hiç geçilemez. Temyiz istemi doğrudan reddedilmelidir. Karşı Oy Görüşleri: Karşı oylar, bu katı lafzi yorumun adil yargılanma ve mahkemeye erişim hakkını zedeleyeceğini savunur ve iki temel argüman sunar: 1) En Azından Mutlak Hukuka Aykırılık İncelenmeli: CMK m. 289, 'Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da' diyerek, mutlak hukuka aykırılık hallerinin denetimini tarafın iradesinden ve becerisinden bağımsız, kamusal bir görev olarak tanımlamıştır. Süresinde yapılmış bir temyiz başvurusu varsa, Yargıtay'ın en azından bu asgari denetimi yapma yükümlülüğü vardır. Aksi takdirde, savunma hakkının kısıtlandığı veya hukuka aykırı delile dayanıldığı bariz olan bir hüküm, sadece dilekçedeki şekil eksikliği nedeniyle onanmış gibi kesinleşecektir. 2) 'Usul ve Yasaya Aykırılık' Bir Sebeptir: Diğer bir karşı oy argümanı, 'hükmün usul ve yasaya aykırı olduğu' ifadesinin kendisinin bir temyiz sebebi olduğunu savunur. CMK m. 288'e göre temyiz nedeni zaten 'hukuka aykırılık'tır. Başvuran, bu genel hukuka aykırılık sebebini dile getirmiştir. Bunun detaylandırılması, CMK m. 295'te öngörülen ek dilekçe (temyiz layihası) ile yapılabilir. Özellikle, gerekçeli kararın tebliğinden önce verilen süre tutum dilekçelerinde bu tür genel ifadeler kaçınılmazdır. Bu ifadenin hiç sebep yokmuş gibi kabul edilmesi, hakkın özünü zedeleyen aşırı bir formalizmdir. Değerlendirme: Karşı oyların benimsediği yaklaşım, adil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkının ruhuna daha uygundur. Çoğunluk görüşü, usul kurallarını bir amaç haline getirerek maddi gerçeğe ve adalete ulaşma hedefini ikinci plana itme riski taşırken, karşı oylar usulü bir araç olarak görmekte ve en azından kamusal nitelikteki bariz hukuka aykırılıkların denetlenmesi gerektiğini savunarak daha hakkaniyetli bir denge kurmaktadır.