AYM'nin Ford Otomotiv Sanayi A.Ş. kararında, Rekabet Kurulu'nun aynı fiil ve dönemle ilgili olarak, ilk ön araştırma sonucunda 'soruşturma açılmasına gerek olmadığına' karar vermesine rağmen, yeni delillere dayanarak ikinci bir ön araştırma yapıp soruşturma açması 'ne bis in idem' (aynı fiilden dolayı iki kez yargılanmama) ilkesine aykırı bulunmamıştır. AYM'nin, 'soruşturma açılmasına gerek olmadığı' kararını hangi koşullarda 'beraat kararı' niteliğinde kabul ettiğini ve 'yeni delil' istisnasının bu ilkeyi nasıl etkilediğini, kararın ilgili paragraflarını referans alarak açıklayınız. Bu yaklaşımın, idari yaptırımlar hukukunda 'kesin hüküm' kavramının kapsamını nasıl şekillendirdiğini tartışınız.
AYM, Ford Otomotiv kararında 'ne bis in idem' ilkesini idari yaptırımlar açısından da uygulanabilir kabul etmiştir. Bir idari kararın 'beraat' niteliği taşıyıp taşımadığı, kararın gerekçesine ve dayandığı delillerin kapsamına bağlıdır. AYM'ye göre, 'soruşturma açılmasına gerek bulunmadığına dair karar soruşturma makamlarının elinde mevcut olan tüm delillerin değerlendirilmesinden sonra verilmişse bunun beraat kararı mahiyetinde olduğu sonucuna ulaşılabilir' (§ 156). Yani, eğer Kurul eldeki tüm delilleri esastan değerlendirip bir ihlalin olmadığı kanaatine varmışsa, bu karar 'beraat' hükmündedir ve 'ne bis in idem' ilkesini harekete geçirir. Somut olayda AYM, ilk kararın bu nitelikte olduğunu kabul etmiştir. Ancak 'ne bis in idem' ilkesi mutlak değildir. Uluslararası hukukta da kabul edildiği gibi, 'yeni delillerin ortaya çıkması' veya 'davanın sonucunu etkileyebilecek esaslı bir kusurun bulunması' gibi istisnalar mevcuttur. AYM, somut olayda ikinci soruşturmanın iki yeni delile dayandırıldığını tespit ederek, bu durumun ilkenin bir istisnası olduğuna ve dolayısıyla 'ne bis in idem' ilkesinin ihlal edilmediğine karar vermiştir (§ 159-162). Bu yaklaşım, idari yaptırımlar hukukunda 'kesin hüküm' kavramını esnek bir şekilde yorumlamaktadır. Bir idari karar, esasa ilişkin bir değerlendirme içeriyorsa 'kesin hüküm' (beraat veya mahkumiyet) etkisi doğurur, ancak bu etki, yargılamanın yenilenmesini gerektirecek nitelikte yeni ve önemli delillerin ortaya çıkması halinde ortadan kalkabilir. Bu, hem idarenin etkin denetim yapabilmesini hem de kişilerin keyfi olarak tekrar tekrar soruşturulmasını önlemeyi amaçlayan dengeli bir yaklaşımdır.