Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1461 K. sayılı kararında, sendika şubelerinin tüzel kişiliğinin bulunmadığı ve bu nedenle davada taraf ehliyetine sahip olmadıkları belirtilmiştir. Bu tespit ışığında, davalı sendika genel merkezinin bir şubeyi bölme kararına karşı, şube başkanının, hem genel merkezi hem de yeni kurulan şubeyi davalı göstererek açtığı davada yetkili mahkemenin neresi olacağını HMK m. 6, m. 7 ve m. 14 hükümleri çerçevesinde tartışınız. Mahkemenin, yeni kurulan şubenin yargı çevresinde bulunmasını HMK m. 7'ye (davalı birden fazla ise) veya uyuşmazlığı haksız fiil olarak niteleyip HMK m. 16'ya (haksız fiilin işlendiği yer) dayanarak yetkisini meşrulaştırma çabası neden hukuken isabetsizdir?
HGK'nın 2016/2316 E., 2017/1461 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, sendika şubelerinin ayrı bir tüzel kişiliği yoktur; tüzel kişilik sendika genel merkezine aittir. Bu nedenle şubelerin tek başlarına davada taraf ehliyeti bulunmaz. Somut olayda, davacı, sendika genel merkezinin kararını iptal ettirmek istemektedir. Davanın asıl muhatabı ve hasmı, kararı alan genel merkezdir. Yeni kurulan 10 No'lu Şube'nin tüzel kişiliği ve dolayısıyla taraf ehliyeti olmadığından, davalı olarak gösterilmesi usulen hatalıdır. Taraf ehliyeti, dava şartı olup mahkemece re'sen gözetilir. Mahkemenin, HMK m. 7'ye dayanarak yetkisini meşrulaştırması hukuken isabetsizdir. Çünkü HMK m. 7'nin uygulanabilmesi için davalıların hepsinin 'taraf ehliyetine' sahip olması gerekir. Taraf ehliyeti olmayan bir varlığın davalı gösterilmesiyle, onun bulunduğu yer mahkemesi yetkili kılınamaz. Mahkemenin, genel merkez kararını 'haksız fiil' olarak niteleyip HMK m. 16 uyarınca yetkili olduğunu savunması da yerinde değildir. Uyuşmazlık, sendika iç hukukuna, tüzüğe ve genel kurul yetkilerine ilişkin bir 'iptal davası' olup, klasik anlamda bir haksız fiil değildir. Bu tür zorlama yorumlar, kanunun açık yetki kurallarını dolanma sonucunu doğurur. Sonuç olarak, davada tek meşru davalı, tüzel kişiliği olan Sendika Genel Merkezi'dir. HMK m. 6'daki genel yetki kuralı uyarınca yetkili mahkeme, davalı tüzel kişinin yerleşim yeri, yani sendika genel merkezinin bulunduğu Ankara İş Mahkemeleridir. HMK m. 14/1'deki şube yetkisi de uygulanamaz, çünkü dava şubenin bir işleminden değil, merkez yönetim kurulunun bir kararından kaynaklanmaktadır.