Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2015/3570 E. sayılı kararında, sanık hakkında TCK m. 142/1-a'dan dava açılmasına rağmen, mahkemenin ek savunma hakkı tanımadan TCK m. 163/3'ten hüküm kurması, CMK'nın hangi temel ilkesinin ihlalidir?
Bu durum, CMK'nın en temel ilkelerinden biri olan 'savunma hakkının kısıtlanmaması' ilkesinin ve bu ilkenin somut bir görünümü olan CMK m. 226'daki 'ek savunma hakkı' kurumunun ihlalidir. Ceza muhakemesinin amacı maddi gerçeğe ulaşmak olsa da, bu amaca ulaşılırken sanığın savunma hakkı kutsaldır ve hiçbir şekilde kısıtlanamaz. Sanık, iddianamede kendisine yöneltilen suçlamayı ve bu suçlamanın hukuki niteliğini bilerek savunmasını hazırlar. Eğer yargılama sırasında, iddianamedeki fiil aynı kalsa bile, bu fiilin hukuki niteliğinin değişme ihtimali ortaya çıkarsa (örneğin, hırsızlık suçunun karşılıksız yararlanma suçunu oluşturduğu düşünülürse), sanığın bu yeni duruma karşı da savunma yapabilmesi gerekir. Mahkemenin, sanığa bu imkanı tanımadan, onu beklemediği bir suçtan mahkum etmesi, 'sürpriz karar yasağı'na aykırıdır ve savunma hakkını temelden zedeler. Savunma hakkının kısıtlanması, CMK m. 289/1-h uyarınca mutlak bir bozma nedenidir.