TCK m. 128'de düzenlenen iddia ve savunma dokunulmazlığı, sadece davanın taraflarını (davacı, davalı, sanık, katılan) mı kapsar, yoksa tanıkları da kapsar mı?
TCK m. 128'deki dokunulmazlık, esasen yargılama sürecindeki 'iddia' ve 'savunma' makamlarını ve bu hakkı kullanan kişileri (taraflar ve vekilleri) korumak için düzenlenmiştir. Tanığın rolü ise iddia veya savunma yapmak değil, gördüğü, duyduğu veya bildiği bir olay hakkında beyanda bulunmaktır. Bu nedenle, tanık TCK m. 128'in doğrudan korumasından yararlanmaz. Ancak bu, tanığın tamamen korumasız olduğu anlamına gelmez. Bir tanık, kendisine sorulan sorulara cevap verirken, olayı anlatmak için zorunlu olarak bir başkasının onurunu zedeleyici bir ifade kullanmak zorunda kalırsa, bu durum TCK m. 25/2'deki 'zorunluluk hali' veya TCK m. 26/1'deki 'hakkın kullanılması' (tanıklık görevinin ifası) kapsamında bir hukuka uygunluk nedeni olarak değerlendirilebilir. Ancak bir tanığın, olayın anlatımıyla ilgisi olmayan, keyfi ve aşağılayıcı ifadeler kullanması hakaret suçunu oluşturur ve TCK m. 128 kapsamında korunmaz. Örneğin, Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2018/3076 E. sayılı kararında, sanığın 'tanığa hitaben' söylediği sözler TCK m. 128 kapsamında değerlendirilmiştir; çünkü sanık savunma yapmaktadır, tanık değil.