TCK m. 128'de düzenlenen iddia ve savunma dokunulmazlığı, 'gerçek ve somut vakıalara dayanma' şartını öngörmektedir. Bu şart, mutlak bir ispat yükümlülüğü anlamına mı gelir, yoksa isnadın tamamen soyut ve dayanaksız olmamasını mı ifade eder?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #61262

Bu şart, mutlak bir ispat yükümlülüğü anlamına gelmez. Eğer böyle olsaydı, taraflar iddialarını %100 ispatlayamayacakları korkusuyla savunma yapmaktan çekinirlerdi. Yargıtay içtihatlarında da kabul edildiği üzere, 'gerçek ve somut vakıalara dayanma' şartı, yapılan isnadın veya olumsuz değerlendirmenin tamamen hayal ürünü, keyfi ve dayanaksız olmamasını ifade eder. İddianın, en azından bir takım emarelere, olgusal temellere veya akla uygun şüphelere dayanması yeterlidir. Savunma yapan kişinin, iddiasının doğruluğunu bir savcı gibi kesin delillerle ispatlaması beklenmez. Amaç, savunma hakkının, tamamen asılsız ve kötü niyetli dedikodularla, kişisel husumetleri tatmin aracı olarak kullanılmasını engellemektir. Dolayısıyla, isnadın bir olgusal temeli varsa, sonuçta ispatlanamasa bile, TCK m. 128'in korumasından yararlanabilir.