Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2017/3907 E. sayılı kararında, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan TCK m. 149'un (a), (c), (d), (f) ve (h) bentleri uygulanırken, aynı maddenin (b) bendinin (kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle) de uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi, neden 'karşı temyiz olmadığından' bozma nedeni yapılmamıştır? Bu durum hangi ceza muhakemesi ilkesiyle ilgilidir?
Bu durum, ceza muhakemesindeki 'reformatio in peius' yani 'aleyhe değiştirme yasağı' ilkesiyle ilgilidir. Bu ilkeye göre, bir hüküm sadece sanık lehine temyiz edilmişse, Yargıtay, hükmü sanığın aleyhine olacak şekilde değiştiremez veya bozamaz. Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, ilk derece mahkemesi kararını sadece sanık savunmanı istinaf etmiş ve ardından temyiz etmiştir. Cumhuriyet savcısı veya katılan vekili, sanık aleyhine bir kanun yolu başvurusunda (karşı temyiz/istinaf) bulunmamıştır. Yargıtay, incelemesinde, sanığın eyleminin TCK m. 149/1-b bendini de oluşturduğunu ve bu bendin uygulanmamasının bir hata olduğunu tespit etmiştir. Ancak bu bendin uygulanması, sanığın cezasının daha da artması sonucunu doğuracaktır. Hüküm, sanık aleyhine temyiz edilmediği için, 'aleyhe değiştirme yasağı' gereğince Yargıtay, bu hatayı sanığın aleyhine olacak şekilde bir bozma nedeni olarak kabul edemez. Bu nedenle, bu eksiklik sadece kararda bir 'eleştiri' olarak belirtilmiş, ancak bozma nedeni yapılmamıştır.