TCK m. 128 kapsamındaki iddia ve savunma dokunulmazlığı, bir ceza davasında, sanığın kendisini savunurken, suçu başkasının işlediğini iddia etmesini ve bu kişiye yönelik somut isnatlarda bulunmasını kapsar mı? Bu durumda iftira suçu (TCK m. 267) oluşur mu?
TCK m. 128, bu durumu kapsar ve kural olarak iftira suçunun oluşmasını engeller. Savunma hakkı, sadece pasif bir şekilde suçlamaları reddetmeyi değil, aynı zamanda suçsuzluğunu ispatlamak için aktif olarak iddialarda bulunmayı da içerir. Bir sanığın, kendisini aklamak için suçu bir başkasının işlediğini iddia etmesi ve bu iddiasını somut vakıalara dayandırmaya çalışması, savunma hakkının doğal bir parçasıdır. Bu durumda, sanığın amacı yetkili makamları yanıltarak masum birine ceza verdirmek (iftira suçunun özel kastı) değil, kendi üzerinden cezai sorumluluğu atmaktır. Eğer sanığın iddiaları, dava konusu uyuşmazlıkla doğrudan bağlantılı ise ve tamamen hayal ürünü olmayıp bir takım somut emarelere dayanıyorsa, bu beyanlar TCK m. 128 korumasından yararlanır. Ancak, sanığın, dava ile hiçbir ilgisi olmayan bir kişiye, tamamen kötü niyetle ve asılsız bir şekilde suçu yüklemesi durumunda savunma sınırları aşılmış sayılabilir ve iftira suçu oluşabilir. Ayırt edici kriter, isnadın savunma amacıyla mı yoksa salt başkasına zarar verme kastıyla mı yapıldığıdır.