5237 sayılı TCK m. 2'nin gerekçesinde, idarenin düzenleyici işlemleriyle (yönetmelik, genelge vb.) suç ve ceza konulamayacağı belirtilmektedir. Bu yasağın Anayasal dayanağı nedir ve neden ceza hukuku için temel bir güvencedir?
İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamayacağı yasağının Anayasal dayanağı, Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan 'Kimse, ... kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz' hükmü ile 7. maddesindeki 'Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.' hükmüdür. Bu, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesinin en temel sonucudur. Bu yasağın ceza hukuku için temel bir güvence olmasının sebebi şudur: Suç ve cezalar, bireylerin temel hak ve özgürlüklerine (özellikle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına) en ağır müdahaleleri içerir. Demokratik bir hukuk devletinde, bu tür ağır müdahalelere ancak halkın iradesini temsil eden yasama organının (TBMM) çıkaracağı 'kanun' ile karar verilebilir. Yürütme organının bir parçası olan idarenin, kanuna dayanmadan veya kanunun çizdiği sınırları aşarak, yönetmelik, tebliğ, genelge gibi düzenleyici işlemlerle yeni suçlar yaratması veya mevcut suçların kapsamını genişletmesi, kuvvetler ayrılığı ilkesini ve temel hak güvencelerini ortadan kaldırır. Bu yasak, bireyi idarenin keyfi ve öngörülemez müdahalelerine karşı korur.