Resmi belgede sahtecilik suçu ile ilgili olarak, suçun mağdurunun kim olduğu konusunda Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun benimsediği görüş nedir? Bu görüşün, suçun zincirleme suç (TCK m. 43) şeklinde işlenmesi halinde ne gibi bir sonucu vardır?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.04.2014 tarih ve 2013/11-397 sayılı kararında da belirtildiği gibi, belgede sahtecilik suçlarının hukuki konusu 'kamu güveni' olduğu için, bu suçların asıl mağduru devleti ve toplumu oluşturan bireylerin tamamı, yani 'kamu'dur. Eylemden doğrudan zarar gören belirli bir kişi ise, hukuken 'mağdur' değil, 'suçtan zarar gören' olarak kabul edilir. Bu tespitin, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında önemli bir sonucu vardır. TCK m. 43/1'de, bir suçun aynı kişiye karşı farklı zamanlarda birden fazla işlenmesi zincirleme suç olarak tanımlanmıştır. Eğer sahtecilik suçunun mağduru, zarar gören her bir kişi olarak kabul edilseydi, her farklı kişiye yönelik sahtecilik eylemi ayrı bir suç oluştururdu. Ancak Yargıtay, mağdurun 'kamu' olduğunu kabul ederek, farklı kişilerin zararına da olsa, aynı suç işleme kararı altında, kısa zaman aralıklarıyla işlenen birden çok sahtecilik eyleminin, 'tek bir mağdura (kamuya) karşı' işlenmiş 'tek bir zincirleme suç' oluşturduğuna karar vermektedir. Bu yorum, faile her bir eylem için ayrı ceza verilmesini engelleyerek, tek bir suçtan artırımlı ceza almasını sağlar.