İddia ve savunma dokunulmazlığı (TCK m. 128) ile Anayasal şikayet hakkı (Anayasa m. 74) arasındaki ilişkiyi Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/537 E. sayılı kararında belirtilen ilkeler çerçevesinde açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #60901

Her iki hak da Anayasa ile güvence altına alınmış temel haklardandır ve birbiriyle yakından ilişkilidir. Anayasa m. 74, vatandaşların kendileri veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetlerde bulunma hakkını düzenler. TCK m. 128 ise, bu hakkın ve Anayasa m. 36'daki hak arama özgürlüğünün ceza hukuku alanındaki bir yansıması olarak, yargı ve idari makamlar önündeki iddia ve savunmaları koruma altına alır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun ilgili kararında da belirtildiği gibi, şikayet hakkı, hakkı doğuran nedenin sınırları içinde kullanılmalı ve kötüye kullanılmamalıdır. TCK m. 128, bu sınırları 'gerçek ve somut vakıalara dayanma' ve 'uyuşmazlıkla bağlantılı olma' şeklinde çizer. Dolayısıyla, bir kişinin idari bir makama (örneğin valiliğe) verdiği dilekçedeki ifadeler, eğer bu koşulları sağlıyorsa, hem Anayasal şikayet hakkının kullanılması hem de TCK m. 128 kapsamındaki iddia dokunulmazlığı çerçevesinde hukuka uygun kabul edilir ve hakaret suçunu oluşturmaz.