Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2016/11414 E., 2018/10199 K. sayılı kararında insan ticareti suçunun oluşmadığına karar verilirken hangi gerekçeye dayanılmıştır? Bu karar, suçun manevi unsurunun önemini nasıl vurgulamaktadır?
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, ilgili kararında, TCK m. 80/1'de aranan 'zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tabi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini sağlamak' şeklindeki özel maksatların somut olayda gerçekleşmemesi nedeniyle insan ticareti suçunun oluşmadığına karar vermiştir. Bu karar, insan ticareti suçunun manevi unsurunun (özel kast/saik) ne kadar kritik olduğunu vurgulamaktadır. Sadece kişilerin bir yerden bir yere götürülmesi veya barındırılması gibi maddi hareketlerin varlığı, bu suçun oluşması için yeterli değildir. Failin bu hareketleri kanunda sayılan istismar amaçlarından biriyle işlemesi zorunludur. Eğer bu özel amaçlar ispatlanamazsa, eylem insan ticareti suçunu değil, şartları varsa göçmen kaçakçılığı veya kişiyi hürriyetinden yoksun kılma gibi başka suçları oluşturabilir. Dolayısıyla, mahkemelerin bu özel kastın varlığını somut delillerle ortaya koyması gerekmektedir.