Duruşma tutanağındaki bir eksikliğin (CMK m. 220), bir yanda Yargıtay 6. CD tarafından 'yerinde giderilebilir' görülmesi, diğer yanda Yargıtay 1. CD tarafından 'çelişki yarattığı için' mutlak bozma sebebi sayılması, Yargıtay daireleri arasındaki içtihat farklılığına mı işaret eder, yoksa her iki kararın dayandığı somut olguların farklılığına mı? Hukuk uygulamasında bu tür kararların yorumlanmasında nelere dikkat edilmelidir?
Bu durum, ilk bakışta bir içtihat farklılığı gibi görünse de, temelinde kararlara konu olan 'somut olguların farklılığı' yatmaktadır. Bu tür kararlar yorumlanırken, kararın sadece sonucuna değil, o sonuca ulaşılırken dayanılan maddi vakıalara ve gerekçelere dikkat etmek esastır. 1) Yargıtay 6. CD Kararı (2018/517): Bu kararda, BAM başkan ve üyelerinin isimlerinin karar başlığında 'gösterilmemesi' söz konusudur. Yani bir 'eksiklik' vardır. Yargıtay, bu eksikliğin, kararı kimin verdiğine dair bir şüphe veya çelişki yaratmadığını, dosyanın bütününden heyetin kim olduğunun anlaşıldığını ve bu yazım eksikliğinin sonradan 'eklenerek giderilebileceğini' kabul etmiştir. Bu, esasa etkili olmayan, şekli bir hatadır. 2) Yargıtay 1. CD Kararı (2008/4093): Bu kararda ise durum bir eksiklikten öte, bir 'çelişki'dir. Tutanak başlığında adı yazan hakim ile tutanağı imzalayan hakim farklı kişilerdir. Bu durum, hükme kimin katıldığı, mahkemenin kanuna uygun teşekkül edip etmediği konusunda ciddi bir 'tereddüt' yaratmaktadır. Bu, basitçe giderilebilecek bir eksiklik değil, kararın sıhhatini temelden sarsan ve adil yargılanma hakkını zedeleyen esaslı bir hatadır. Dolayısıyla, iki karar arasında bir çelişki yoktur. Yargıtay, hatanın niteliğine göre farklı sonuçlara varmıştır. Hukuk uygulamasında, Yargıtay kararları yorumlanırken, kararın hangi somut olaya dayandığı dikkatle incelenmeli, benzer görünen ancak farklı hukuki sonuçlar doğuran nüanslar gözden kaçırılmamalıdır.