HMK m. 20 (görevsizlik üzerine yapılacak işlem) ve HMK m. 394 (ihtiyati tedbire itiraz) maddelerinde yer alan süreler (iki hafta, bir hafta) hak düşürücü niteliktedir. Usul hukukunda hak düşürücü sürelerin konulmasının amacı nedir? Bu sürelerin re'sen dikkate alınması, 'taraflarca hazırlama ilkesi' ile çelişir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #60805

Usul hukukunda hak düşürücü sürelerin konulmasının temel amacı, 'hukuki güvenlik' ve 'usul ekonomisi' ilkelerini sağlamaktır. Bu süreler, tarafların belirli usuli işlemleri sonsuza kadar yapmasını engelleyerek, davaların sürüncemede kalmasının önüne geçer ve hukuki durumların bir an önce netleşmesini sağlar. Böylece yargılamaya bir öngörülebilirlik ve kesinlik kazandırır. Hak düşürücü süreler kamu düzeniyle ilgili kabul edilir ve bu nedenle mahkeme tarafından 're'sen' (kendiliğinden), taraflar ileri sürmese bile dikkate alınır. Bu durum, medeni usul hukukuna hakim olan 'taraflarca hazırlama ilkesi' ile çelişmez. Taraflarca hazırlama ilkesi (HMK m. 25), davanın maddi vakıalarını ve delillerini ileri sürmenin tarafların görevi olduğunu ifade eder. Hak düşürücü süreler ise, davanın maddi içeriğiyle değil, yargılamanın yürütülmesine ilişkin usuli çerçeveyle ilgilidir. Mahkeme, yargılamanın kanunda öngörülen usule uygun yürütülmesinden re'sen sorumludur. Dolayısıyla, hak düşürücü sürenin geçip geçmediğini denetlemesi, tarafların dava malzemesini getirme alanına bir müdahale değil, kendi usuli görevlerinin bir gereğidir.