Bir avukatın, karşı tarafın tanığı için 'yalancı şahitlik yaparak adaleti yanıltmaktadır' ifadesini kullanması ile 'bu yalancı şerefsiz' ifadesini kullanması arasında, TCK m. 128'deki iddia ve savunma dokunulmazlığı açısından ne fark vardır? Yargıtay'ın 'değer yargısı' ve 'sövme' ayrımı bu iki ifadeye nasıl uygulanır?
İki ifade arasında TCK m. 128'in uygulanması açısından önemli bir fark vardır. Bu fark, ifadenin niteliği ve savunmayla olan bağlantısından kaynaklanır: 1) 'Yalancı şahitlik yaparak adaleti yanıltmaktadır': Bu ifade, bir 'değer yargısı' olmakla birlikte, doğrudan doğruya tanığın beyanlarının 'gerçek dışılığına' ve 'davanın esasına' yönelik bir iddiadır. Savunma hakkı kapsamında, bir tanığın beyanlarının güvenilirliğini ve doğruluğunu sorgulamak, avukatın en temel görevlerindendir. Bu ifade, kaba olsa da, savunmanın özüyle doğrudan bağlantılıdır ve TCK m. 128'deki dokunulmazlık kapsamında kalma ihtimali çok yüksektir. 2) 'Bu yalancı şerefsiz': Bu ifade iki kısımdan oluşur. 'Yalancı' kelimesi tek başına ilk maddedeki gibi bir değer yargısı olarak kabul edilebilir. Ancak buna eklenen 'şerefsiz' kelimesi, somut bir olguya veya davanın esasına yönelik bir eleştiri değil, doğrudan kişinin onur, şeref ve saygınlığına yönelik soyut, aşağılayıcı bir saldırı, yani 'sövme'dir. Sövme, TCK m. 128'in koruma alanının dışındadır, çünkü savunma hakkının amacını (davanın aydınlatılması) aşan, gereksiz ve salt tahkir amacı taşıyan bir ifadedir. Dolayısıyla, ilk ifade savunma hakkı kapsamında mütalaa edilirken, ikinci ifade 'sövme' içerdiği için dokunulmazlık sınırını aşar ve hakaret suçunu (TCK m. 125) oluşturur.