Anayasa m. 84'te düzenlenen milletvekilliğinin sona erme hallerinden hangileri TBMM Genel Kurulu'nun 'kararını' (iradesini) gerektirirken, hangileri sadece 'ilan' veya 'bildirim' niteliğindedir? Bu ayrımın, Anayasa m. 85'teki Anayasa Mahkemesi'ne başvuru hakkı üzerindeki etkisini açıklayınız.
Anayasa m. 84'teki sona erme halleri, TBMM'nin rolü açısından ikiye ayrılır: A) TBMM Genel Kurulu'nun İradesiyle 'Düşürülme' Kararı Gerektiren Haller: Bu hallerde, Genel Kurul bir oylama yaparak milletvekilliğinin düşüp düşmeyeceğine karar verir. Bunlar: 1) İstifa (m. 84/1): Genel Kurul, istifayı kabul edip etmeme konusunda takdir yetkisine sahiptir ve basit çoğunlukla karar verir. 2) Milletvekilliğiyle Bağdaşmayan Görevi Sürdürme (m. 84/3): Genel Kurul, gizli oyla karar verir. 3) Devamsızlık (m. 84/4): Genel Kurul, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile karar verebilir ('verebilir' ifadesi takdir yetkisi olduğunu gösterir). B) Kendiliğinden 'Düşme' ve Sadece 'Bildirim' Yapılan Haller: Bu hallerde, TBMM'nin bir iradesi veya takdiri söz konusu değildir. Düşme, belirli bir hukuki durumun gerçekleşmesiyle otomatik olarak meydana gelir ve Genel Kurul'a yapılan bildirim sadece ilan niteliğindedir. Bu hal: 1) Kesin Hüküm Giyme veya Kısıtlanma (m. 84/2): Kesinleşmiş mahkeme kararının Genel Kurul'a bildirilmesiyle vekillik kendiliğinden düşer. Bu ayrımın Anayasa m. 85'e etkisi şudur: AYM'ye başvuru hakkı, sadece TBMM'nin bir 'karar' alarak iradesini ortaya koyduğu birinci gruptaki (istifa, bağdaşmayan görev, devamsızlık) düşürme işlemleri için tanınmıştır. TBMM'nin sadece bildirimde bulunduğu ikinci gruptaki (kesin hüküm) düşme hali, bir Meclis kararı niteliğinde olmadığından, AYM'nin denetimi dışında bırakılmıştır. (Bkz: sen.av.tr, 'Milletvekilliğinin Düşmesi ve Düşmenin Denetimi' makalesi)