YCGK'nın 21.02.2024 tarihli kararı, HAGB'nin 'ikinci kez... karar verilmesine engel teşkil etmesi' gibi nedenlerle 'kesin bir hükmün bir kısım hukuki sonuçlarını doğurduğunu' belirtmiştir. HAGB'nin bir yandan 'hukuki sonuç doğurmayacağı' (CMK m. 231/5), diğer yandan ise hukuki sonuçlar doğurduğunun kabulü arasındaki bu çelişki, kurumun dogmatik yapısını nasıl etkilemektedir? Suçsuzluk karinesi bu çelişkinin neresindedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #60795

Bu çelişki, HAGB kurumunun dogmatik yapısındaki temel sorunu ve 'sui generis' (kendine özgü) niteliğini ortaya koymaktadır. Dogmatik olarak HAGB, bir mahkumiyet hükmü değildir ve bu nedenle sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmamalı, lekelenmeme hakkını ve suçsuzluk karinesini korumalıdır. CMK m. 231/5 bu teorik temeli yansıtır. Ancak pratikte, YCGK'nın da belirttiği gibi, HAGB bir dizi hukuki sonuç doğurmaktadır: 1) Kişi 5 yıl denetime tabi tutulur. 2) Kendine mahsus bir sisteme kaydedilir. 3) Gelecekte işleyeceği bir suç nedeniyle yeniden HAGB almasına engel olur. 4) Müsadere, vekalet ücreti gibi yan sonuçları olabilir. Bu durum, HAGB'nin fiilen 'koşullu bir mahkumiyet' gibi işlediğini göstermektedir. Bu çelişki, suçsuzluk karinesini zayıflatmaktadır. Çünkü sanık, henüz suçluluğu kesinleşmiş bir hükümle sabit olmadan, bir mahkumiyetin sonuçlarına benzer kısıtlamalara (denetim süresi, ikinci HAGB'den yararlanamama) maruz kalmaktadır. YCGK'nın kararı, bu fiili durumu hukuken tescil etmekte ve HAGB kararlarının bu 'hukuki sonuç doğuran' yönü nedeniyle olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozmaya konu olabileceğini kabul ederek, kurumun teorik yapısı ile pratik uygulaması arasındaki makası kapatmaya çalışmaktadır. (Bkz: sen.av.tr, 'Yeni Değişiklikle HAGB’nin Tatbikinde Ortaya Çıkabilecek Sorunlar' makalesi)