TCK m. 6/1-c gerekçesinde, 'kamusal bir faaliyetin yürütülmesinin ihaleye dayalı olarak özel hukuk kişilerince üstlenilmesi durumunda, bu kişilerin kamu görevlisi sayılmayacağı açıktır' denilmektedir. Bu bağlamda, devlet hastanesinin güvenlik hizmetini üstlenen özel bir şirketin güvenlik görevlisi, görevi sırasında saldırıya uğradığında, faile TCK'da kamu görevlisine karşı işlenen suçlara ilişkin ağırlaştırıcı hükümler uygulanabilir mi? Tartışınız.
Bu konu tartışmalıdır ancak TCK m. 6/1-c'nin lafzı ve gerekçesi esas alındığında, özel güvenlik görevlisi, organik anlamda bir kamu görevlisi değildir. TCK'daki tanım, 'kamusal faaliyetin yürütülmesine katılma'yı esas alır. Bir hizmetin kamu hizmeti olması, o hizmeti yürüten herkesin kamu görevlisi sayılmasını gerektirmez. Gerekçede belirtildiği gibi, faaliyetin bir özel hukuk tüzel kişisi tarafından (ihale ile) üstlenilmesi durumunda, bu şirketin çalışanları (güvenlik görevlisi, temizlik personeli vb.) kamu görevlisi sayılmaz. Dolayısıyla, bu güvenlik görevlisine karşı işlenen bir suçta, TCK'daki kamu görevlisine karşı işlenen suçlara ilişkin nitelikli haller (örn: kasten yaralamanın veya hakaretin nitelikli hali) doğrudan uygulanamaz. Ancak, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun'un 23. maddesi, 'Özel güvenlik görevlileri, görevleriyle bağlantılı olarak işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılır. Özel güvenlik görevlilerine karşı görevleri dolayısıyla işlenen suçlar, kamu görevlisine karşı işlenmiş gibi cezalandırılır.' şeklinde özel bir hüküm getirmiştir. Bu nedenle, özel güvenlik görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen suç, TCK m. 6'daki genel tanım nedeniyle değil, 5188 sayılı Kanun'daki bu özel atıf nedeniyle kamu görevlisine karşı işlenmiş gibi cezalandırılır. (Bkz: TCK m. 6 ve gerekçesi, www.zulkufarslan.av.tr)