TCK m. 125/5'e göre, 'Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.' hükmünü ceza hukuku tekniği açısından analiz ediniz. Bu hüküm, 'tek fiil' ile 'birden fazla mağdur' sorununu nasıl çözmektedir?
Bu hüküm, ceza hukuku tekniği açısından özel bir içtima kuralı ve kanuni bir varsayım içermektedir. Normalde, belirsiz bir gruba (örn: 'bu mahkeme heyeti') yönelik hakaretin, belirli kişileri hedef almadığı için suç oluşturmayacağı düşünülebilirdi. 1) Kanuni Varsayım: Fıkranın ilk cümlesi, kurula yönelik hakaretin, belirsizliğe yer bırakmayacak şekilde, o kurulu oluşturan her bir üyeye karşı ayrı ayrı işlenmiş sayılacağını kanuni bir varsayım olarak kabul eder. Böylece, suçun 'mağdur' unsuru somutlaştırılmış olur. 2) Özel İçtima Kuralı: Fıkranın ikinci cümlesi, bu durumda ortaya çıkacak 'aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek fiille işlenmesi' halinin nasıl çözüleceğini belirtir. Normalde bu durum, TCK m. 43/2'nin uygulama alanına girer. Kanun koyucu, bu durumu özel olarak düzenleyerek, TCK m. 43/2'ye atıf yapmış ve cezanın bu maddeye göre (zincirleme suç hükümleri uyarınca) artırılacağını emretmiştir. Böylece, failin tek bir sözle (tek fiil) bir mahkeme heyetine (birden fazla mağdur) hakaret etmesi durumunda, her bir üye için ayrı ayrı ceza verilmesi (gerçek içtima) yerine, tek bir hakaret suçundan ceza verilip, bu cezanın TCK m. 43/1 uyarınca artırılması sağlanmaktadır. Bu, ceza adaletini ve oranlılığı temin eden özel bir fikri içtima düzenlemesidir.