Duruşma tutanağının zabıt katibi tarafından imzalanmaması (CMK m. 219) ile Cumhuriyet savcısının isminin tutanak başlığına yazılmaması (CMK m. 220) arasında, aykırılığın niteliği ve hükmün sıhhatine etkisi açısından bir fark var mıdır? Yargıtay'ın bu iki duruma yaklaşımını karşılaştırınız.
Her iki durum da CMK'ya göre birer usulü aykırılıktır. Ancak Yargıtay içtihatları, bu iki durumun hükmün sıhhatine etkisini farklı değerlendirme eğilimindedir. 1) Zabıt Katibi İmzasının Eksikliği (CMK m. 219): Zabıt katibi, duruşmada söylenenleri ve yapılanları yazıya geçiren ve tutanağın içeriğini teyit eden kişidir. İmzasının olmaması, tutanağın içeriğinin doğruluğu ve güvenilirliği (vüsuku) konusunda ciddi bir şüphe yaratır. Ancak Ceza Genel Kurulu (2012/9-167 K.), hakimlerin imzasının bulunması ve taraflarca içeriğe itiraz edilmemesi gibi ek koşulların varlığında, bu eksikliği 'esasa etkili olmayan, nispi bir aykırılık' olarak görmüş ve bozma nedeni saymamıştır. Bu yorum, tutanağın güvenilirliğinin başka unsurlarla sağlanabildiği varsayımına dayanır. 2) Cumhuriyet Savcısı İsminin Eksikliği (CMK m. 220): Cumhuriyet savcısı, iddia makamını temsil eder ve duruşmada bulunması zorunlu olan (CMK m. 188) bir süjedir. İsminin tutanakta hiç yer almaması, onun duruşmada bulunup bulunmadığı, yani mahkemenin kanuna uygun teşekkül edip etmediği konusunda bir belirsizlik yaratır. Bu durum, 'Cumhuriyet savcısı ... gıyabında duruşma yapılması' (CMUK m. 308/5, yeni CMK m. 289/1-e) gibi bir mutlak bozma nedenini akla getirebilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2005/8520 sayılı kararında bu eksiklik tek başına bozma nedeni sayılmıştır. Dolayısıyla, savcı isminin eksikliği, katip imzasının eksikliğine göre daha ağır ve mahkemenin yasal teşekkülüyle ilgili daha temel bir sorun olarak görülme potansiyeline sahiptir.