Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2017/1088 sayılı kararında, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan (CMK m. 226) hakkında açılan davadan farklı bir maddeden ceza verilmesi neden bir bozma sebebi olarak sayılmıştır? Bu durum, Anayasa ile güvence altına alınan hangi temel hakla doğrudan ilişkilidir?
Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2015/3570 E., 2017/1088 K. sayılı kararında, bu durumun bozma sebebi sayılmasının temel nedeni, CMK m. 226'da düzenlenen 'ek savunma hakkı'nın ihlal edilmesidir. Bu hak, Anayasa m. 36'da güvence altına alınan 'savunma hakkı' ve İHAS m. 6/3-a'da yer alan 'kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek' hakkının bir parçasıdır. Sanık, iddianamede belirtilen suçlamaya göre savunmasını hazırlar. Eğer yargılama sırasında fiilin hukuki niteliği değişir ve sanığın daha ağır bir ceza alması veya farklı unsurlar içeren bir suçtan cezalandırılması ihtimali ortaya çıkarsa, sanığın bu yeni duruma karşı da savunma yapabilmesi gerekir. Sanığa bu imkan tanınmadan, yani ek savunma hakkı verilmeden, iddianamedekinden farklı ve aleyhe olan bir suç tipinden mahkumiyet kararı verilmesi, en temel savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir. Bu, CMK m. 289/1-h'de belirtilen 'hüküm için önemli olan noktalarda mahkeme kararıyla savunma hakkının sınırlandırılmış olması' kapsamına giren bir mutlak hukuka aykırılık halidir ve re'sen bozma nedenidir. (Bkz: Yargıtay 13. CD, 2015/3570 E., 2017/1088 K. sayılı kararı)