Bir avukatın, TCK m. 128 kapsamındaki iddia ve savunma dokunulmazlığından yararlanırken kullandığı ifadelerin, 'değer yargısı' mı yoksa 'olgusal iddia' mı olduğu ayrımının önemi nedir?
Bu ayrım, dokunulmazlığın sınırlarının belirlenmesinde ve ifadenin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde önemlidir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/1393 E. sayılı kararında atıf yapılan AİHM içtihatlarına göre: - Olgusal İddia (Vakıa İsnadı): Doğruluğu veya yanlışlığı ispatlanabilir olan somut olaylara ilişkin iddialardır. TCK m. 128, bu tür iddiaların 'gerçek ve somut vakıalara dayanmasını' şart koşar. Dayanaksız bir olgusal iddia, iftira veya hakaret suçunu oluşturabilir. - Değer Yargısı: Sübjektif, kişisel görüş, yorum ve eleştirilerdir. Doğruluğu ispatlanamaz. İfade özgürlüğü, değer yargılarını daha geniş bir koruma altına alır. Ancak bir değer yargısının da tamamen dayanaksız olmaması, en azından belli bir 'olgusal temel' içermesi gerekir. Örneğin, bir kararı 'hukuka aykırı' bulmak bir değer yargısıdır. Bu yargının, kararın içeriğindeki bir çelişkiye veya hatalı bir yasa yorumuna dayanması gerekir. Tamamen dayanaksız, keyfi ve sövme niteliğindeki bir ifade ise değer yargısı korumasından yararlanamaz.