TCK m. 128'deki iddia ve savunma dokunulmazlığının basın özgürlüğü ile ilişkisini, TCK m. 329 (Devlet sırlarını açıklama) suçu bağlamında değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #60666

'Kozmik Oda ve Devlet Sırrı' makalesinde bu ilişki tartışılmıştır. TCK m. 128, yargısal ve idari süreçlerdeki beyanları korurken; basın özgürlüğü (Anayasa m. 28) daha genel bir ifade hürriyetini güvence altına alır. Ancak her iki hak da sınırsız değildir. Makalede, 'Devlet sırrı' niteliğindeki bilgilerin bir basın mensubu tarafından açıklanmasının, TCK m. 329 kapsamında suç teşkil edebileceği ve bu durumda 'basın özgürlüğü' veya 'hakkın kullanılması' savunmasının her zaman geçerli bir hukuka uygunluk nedeni sayılamayacağı belirtilmektedir. Burada 'haklar dengesi' ilkesi devreye girer. Bir yanda kamunun haber alma hakkı ve basın özgürlüğü, diğer yanda ise devletin güvenliği ve milli menfaatler gibi üstün bir hukuki değer vardır. Eğer açıklanan bilgi, konusu suç teşkil etmeyen ve devletin güvenliği için gizli kalması gereken bir 'Devlet sırrı' ise, bu bilginin açıklanması, basın mensubu tarafından dahi olsa suç teşkil edebilir. Bu durum, failin basın mensubu olup olmamasından bağımsız bir değerlendirmeyi gerektirir.