Bir opsiyon sözleşmesinden kaynaklanan zararın tazmini istemiyle açılan bir davada, davacının 'tüketici' sayılıp sayılmayacağı ve dolayısıyla davanın Tüketici Mahkemesinde mi yoksa Ticaret Mahkemesinde mi görüleceği nasıl belirlenir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/22 E. sayılı kararı bu konuda hangi kriteri esas almıştır?
Bu tür davalarda görevli mahkemenin belirlenmesinde temel kriter, davacının işlemi yaparkenki 'amacı'dır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/22 E., 2018/1102 K. sayılı kararında, 6502 sayılı Kanun'un 3. maddesindeki tüketici tanımına atıf yapılmıştır. Tüketici, 'ticari veya mesleki olmayan amaçlarla' hareket eden kişidir. Opsiyonlu döviz mevduatı ve benzeri finansal işlemler, doğası gereği yatırım, kar elde etme ve ticari riskler içeren işlemlerdir. Kararda, davacının bu sözleşmeyi yapmaktaki amacının kişisel tüketim değil, finansal bir işlemle menfaat sağlamak (yani ticari bir amaç) olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle, davacı 'tüketici' sayılamaz ve uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi değil, Asliye Ticaret Mahkemesidir. HGK, bu gerekçeyle yerel mahkemenin görevsizlik kararını onamıştır.