TCK m. 128'deki iddia ve savunma dokunulmazlığı, Anayasa'nın hangi temel hakları ile doğrudan ilişkilidir ve madde gerekçesinde belirtildiği gibi 'dilekçe hakkı' bu dokunulmazlık için tek başına yeterli bir hukuka uygunluk sebebi midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #60625

TCK m. 128'de düzenlenen iddia ve savunma dokunulmazlığı, Anayasa'nın iki temel hakkı ile doğrudan ilişkilidir: 1) Hak Arama Hürriyeti (Anayasa m. 36): 'Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.' Bu hak, kişilerin korkusuzca iddia ve savunmalarını yapabilmelerini gerektirir. 2) Dilekçe, Bilgi Edinme ve Kamu Denetçisine Başvurma Hakkı (Anayasa m. 74): Bu hak, kişilerin kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetlerini yetkili makamlara iletebilmesini güvence altına alır. Madde gerekçesinde açıkça belirtildiği üzere, 'dilekçe hakkı'nın kullanılması, yani bir talebi resmi bir makama iletmek, başlı başına bir hukuka uygunluk sebebidir. Ancak bu, dilekçenin 'içeriğindeki ifadeler' açısından mutlak bir dokunulmazlık sağlamaz. Dilekçenin içeriğindeki isnat ve değerlendirmelerin hukuka uygun sayılabilmesi için, TCK m. 128'deki ek şartları (gerçek ve somut vakıalara dayanma, uyuşmazlıkla bağlantılı olma) taşıması gerekir. Dolayısıyla, dilekçe hakkı dokunulmazlığın zeminini oluştursa da, tek başına yeterli bir hukuka uygunluk sebebi değildir; TCK m. 128'deki sınırlara uyulması zorunludur. (Bkz: TCK m. 128 Gerekçesi ve Ceza Genel Kurulu 2018/537 E. kararı)