Hakaret suçunun (TCK m. 125) unsurlarından olan 'şeref ve saygınlığı rencide etme' niteliğinin belirlenmesinde, mağdurun sübjektif (öznel) değerlendirmesi mi, yoksa toplumdaki objektif anlayışlar mı esas alınır? Metinlerdeki açıklamaları ve bunun hukuki güvenlik ilkesiyle ilişkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #60620

Metinlerde (or.av.tr) açıkça belirtildiği üzere, bir sözün veya davranışın hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığının belirlenmesinde mağdurun sübjektif, yani kişisel alınganlığı veya değerlendirmesi değil, eylemin 'objektif' yapısı esas alınır. Değerlendirme, 'toplumda hâkim olan telâkkiler, örf ve âdetler' göz önünde bulundurularak yapılır. Yani, ortalama, makul bir kişinin bakış açısından o sözün, onur, şeref ve saygınlığı rencide edici nitelikte olup olmadığına bakılır. Bu objektif ölçütün kabul edilmesinin hukuki güvenlik ilkesiyle doğrudan bir ilişkisi vardır. Eğer suçun oluşumu tamamen mağdurun sübjektif algısına bırakılsaydı, aynı söz bir kişi için hakaret sayılırken diğeri için sayılmayabilir, bu da öngörülemezliğe ve keyfiliğe yol açardı. Hangi sözlerin suç teşkil edip etmediği belirsizleşir, bu da hukuki güvenlik ilkesini zedelerdi. Objektif ölçüt, kişilerin hangi davranışlarının suç oluşturacağını önceden tahmin edebilmesini sağlar ve ceza hukukunun temel ilkelerinden olan belirlilik ve öngörülebilirlik prensiplerine hizmet eder. (Bkz: or.av.tr, 'Suçun Maddi ve Manevi Unsurları Nelerdir?' ve TCK m. 125 gerekçesi)