CMK m. 222'ye göre duruşma tutanağının ispat gücü mutlaktır ve sadece sahtecilik iddiasıyla çürütülebilir. Bu ilkenin, bir avukatın, hakimin sözlerini veya tutumunu eleştirdiği dilekçesinin 'hakaret' (TCK m. 125) veya 'iddia ve savunma dokunulmazlığı' (TCK m. 128) kapsamında değerlendirilmesine etkisi nedir?
CMK m. 222, duruşma tutanağının içeriğinin doğruluğuna dair güçlü bir karine yaratır. Bir avukatın, hakimin tutumunu eleştirdiği bir dilekçede, duruşmada yaşandığını iddia ettiği olayların tutanakta yer almaması veya farklı yansıtılması durumunda, CMK m. 222'nin etkisi kritik hale gelir. 1) Hakaret Suçu Açısından: Eğer avukat, tutanakta yer almayan veya tutanağın aksini gösterdiği bir olayı hakime isnat ederek eleştiride bulunursa (örn: 'Tutanakta yazmasa da hakim bana hakaret etti'), bu iddiasını ispatla yükümlü olacaktır. Tutanak aksini gösterdiği ve sahteliği iddia edilip ispatlanmadığı sürece, avukatın iddiası asılsız kabul edilebilir ve bu durum, hakaret suçunun oluşumunda aleyhine bir delil olarak değerlendirilebilir. 2) Savunma Dokunulmazlığı (TCK m. 128) Açısından: Bu dokunulmazlığın şartlarından biri, isnat ve değerlendirmelerin 'gerçek ve somut vakıalara dayanması'dır. Duruşma tutanağı, duruşmadaki somut vakıaların ne olduğunun resmi delilidir. Avukatın eleştirisi, tutanakla çelişen bir vakıaya dayanıyorsa, 'gerçek ve somut vakıaya dayanma' şartı gerçekleşmemiş sayılabilir ve bu nedenle savunma dokunulmazlığı kapsamı dışında kalabilir. Örneğin, Ceza Genel Kurulu'nun 2021/706 sayılı kararında avukat, hakimin 'kendisinin yeterli mesleki bilgiye sahip olmadığını... celsedeki ifadesiyle kabul ve beyan ettiğini' iddia etmiştir. Eğer bu ifade tutanakta yer almasaydı, avukatın savunması TCK m. 128 korumasından yararlanamayabilirdi. Özetle, CMK m. 222, savunma hakkı kapsamında yapılan eleştirilerin 'olgusal temelini' denetlemede kilit bir rol oynar.