Hakaret suçuna ilişkin bir davada, sanığın eyleminin 'siyasi ağır eleştiri' niteliğinde olup olmadığının belirlenmesinde, Yargıtay ve AİHM tarafından kabul edilen temel kriterler nelerdir? Mağdurun bir siyasetçi olması, bu kriterlerin uygulanmasını nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #60609

Yargıtay ve AİHM kararlarına göre, bir ifadenin hakaret mi yoksa ifade özgürlüğü kapsamındaki 'siyasi ağır eleştiri' mi olduğunun belirlenmesindeki temel kriterler şunlardır: 1) İfadenin İçeriği: Sözler, açıkça onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini içeriyor mu, yoksa bir eyleme, politikaya veya düşünceye yönelik bir değer yargısı mı? 2) Bağlam: Sözler nerede, ne zaman ve ne amaçla söylenmiştir? Bir siyasi tartışma, miting veya basın açıklaması gibi bir bağlamda mı kullanılmıştır? 3) Kamu Yararı: Eleştiri, kamuyu ilgilendiren bir tartışmaya katkı sunuyor mu? Mağdurun bir siyasetçi olması, bu kriterlerin uygulanmasını doğrudan etkiler. Hem iç hukukumuzda hem de AİHM içtihatlarında, siyasetçilerin ve kamusal figürlerin, özel kişilere göre kendilerine yönelik eleştirilere daha fazla hoşgörü göstermeleri gerektiği kabul edilir. Çünkü siyasetçiler, bilinçli olarak kendilerini kamuoyunun ve basının denetimine açmışlardır. Bu nedenle, bir siyasetçiye yönelik kullanılan ve özel bir vatandaşa söylendiğinde hakaret sayılabilecek sert, kaba veya rahatsız edici ifadeler, siyasi eleştiri sınırları içinde kalabilir ve ifade özgürlüğü kapsamında korunabilir. Ancak bu koruma mutlak değildir; eleştiri, siyasetçinin şahsına yönelik nedensiz ve somut bir saldırıya veya sövmeye dönüşmemelidir. (Bkz: or.av.tr, 'Sanığın katılana yönelik eyleminin...' başlıklı Yargıtay kararı ve Yargıtay 18. CD, 2015/1393 E. sayılı kararı)