TCK m. 16'da düzenlenen 'cezadan mahsup' ilkesi, 'non bis in idem' (aynı suçtan iki kez yargılanmama/cezalandırılmama) ilkesiyle nasıl bir ilişki içindedir? Bir suçtan dolayı hem yabancı ülkede hem de Türkiye'de yargılama yapılmasının mümkün olduğu hallerde (örn: TCK m. 9, 10, 13/3), bu ilke adaleti nasıl sağlar?
TCK m. 16'daki 'mahsup' ilkesi, 'non bis in idem' ilkesinin bir tamamlayıcısı ve adalet gereğidir. 'Non bis in idem' ilkesi, kural olarak bir kişinin aynı fiilden dolayı birden fazla yargılanmasını ve cezalandırılmasını yasaklar. Ancak Türk ceza hukuku, egemenlik hakkı gereği bazı durumlarda (örn: TCK m. 9 - Türkiye'de işlenen suç, TCK m. 13/3 - Devletin güvenliğine karşı suçlar) kişinin yabancı bir ülkede hüküm giymiş olmasına rağmen Türkiye'de yeniden yargılanmasına izin verir. İşte bu noktada, 'non bis in idem' ilkesinin 'aynı fiilden dolayı iki kez ceza çekmeme' boyutu devreye girer. TCK m. 16, bu durumu düzenler. Kişi, Türkiye'de yeniden yargılanıp bir cezaya mahkum edilirse, aynı suçtan dolayı yabancı ülkede gözaltında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçirdiği süreler, Türkiye'de verilen cezadan indirilir (mahsup edilir). Böylece, failin aynı fiil için mükerrer olarak ceza infazına maruz kalması önlenir ve adalet sağlanır. Yani, yargılama mükerrer olsa da, cezanın infazı mükerrer olmaz. Bu, egemenlik hakkı ile adalet arasında bir denge kurar. (Bkz: TCK m. 16 ve gerekçesi)